24 Şubat 2013 Pazar

bir garip boğaz turu ve kuş yemi..!


İnanılmaz kalabalıktı Boğaz bugün, bebeler şen şakrak koşturuyor,balık tutuyordu adamlar ,hala minicikti ama balıklar.parklar bahçeler, banklar doluydu insan selinden, 10 da beşi türbanlı, 10da ikisi çarşaflı kadınların
geri kalanını siz düşünün artık. kaş kişi kalmış bu güne. kiminin elinde fotoğraf makinesi, çekmeye çalışıyor hayatın bir kesitini. kimisi yaşamaya çalışıyor hazır bulmuşken böylesi güzel havayı bir nefesde çekerek içine. Deniz pis hem de nasıl? görünmüyor deniz anaları bile pislikten, rengi pembe olmuş suyun nedense. Yatlar var, her birinde 3 ,4 erkek oturmuş muhabbet ediyor, ediyor etmesine de o pisliği nasıl görmezden geliyorlar şaşırıyorum.
Banklarda oturmuş gençler ve yaşlılar, her birinin elinde çekirdek, çitlektikçe mutlu oluyorlar, bir de yerlere atmasalar iyi olacak ama, içimden ikaz etmek geliyor sonra vazgeçiyorum, "amannn sen de diyorum ,bir lokmacık mutlu olmuşlar çitleterek çekirdeklerini ,boşver".
irili ufaklı lüks otolar geçiyor içlerinde sevgililer açmış sesini ,bangır bangır, oralı bile değiller dünyanın. kimisi 5 kişilik araca 7 kişi binerek turlamakta boğazı.
türbanlı bir kızımız ayağında incecikten 14cmlik sivri pabucuyla deliyordu  nemli toprağın henüz yeşerecek can damarını, üstelik "ahh ayakkabım mahvoldu" diye, parkta dolaşarak. ağaçları sökülmüş yerinden ,yeşilllik pek yok ya ! adı park kalmış işte hala nasılsa... bir markete girip fıstık ezmesi alıyorum kuşlara yem vermek için önce fıstık ezmesi sürerek bir ruloya ,üstüne de kuş yemi yapıştırarak bahçemdeki ağaca takmak istiyorum, çünkü evden çıkarken sadece tek bir serçe vardı zakkum ağacında sesini duyarak mutlu olduğum. bari o güzellik gitmesin diye, elimden geleni yapmak için...
E.Ç.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Mahallem..

Evimin hemen bir ön cephesindeki sokağa gitmeyeli meğerse 10 yılı geçmiş, bu akşam biraz dolaşayım dediğim de içimde bir sızı oluştu doğrusu.
bir sokağa bile bu denli özlem duyacağımı hiç sanmıyordum, meğer bir 10 yıl öncesini dahi çok özlemişim..
Yazık olmuş meğerse kaçırdığım bunca yıla. şaşkınlığım. yeni binaların varlığı bir kaç park ve kocaman iş yerlerinin açılmış olmasının yanısıra mahallemin bunca güzel olmasıydı.
meğer ben ne çok seviyormuşum mahallemi, bakkalımı,manavımı ,eczacılarımı ve minik pastanemi ekmek fırınımı, hatta simitçiyi,küçük banka şubesini,bir zamanlar kızım için hergün uğradığım kırtasiyecimizi ve minik tuhafiye dükkanını, çiçekcimizi,demek henüz bütün uğraşlara rağmen hala ayakta duran kirlenmemişliği o güzelim küçük mahalle oluşunu ,esnafların duruşunu.büyümüş olan bunca ağaçların farkına vardım bu akşam.hatta her sabah ibrahim tatlıses taklidi yaparak halay çeken engelli gencimizi hatırladım.Camdan bir seslensem bir sürü insanın yardıma koşacagından emin olduğum, kaçırdığım bunca yıl ama bozulmamış mahallem çok şükür..herkesin birbirine sevgiyle baktığı saygılı davrandığı, kimsenin ayrımcı olmadığı bir yerdeyim, burda yaşlanacağım kesin. sevdiğim insanların arasında.bana sunulan bu hediyenin keyfine vararak..


,

13 Şubat 2013 Çarşamba

MEHMET..

Mehmet'le gözgöze geldiğimde ,ağlarım.
Onlar benim evlatlarım.
içim sızlar,
içim kanar,
içime akar yaşlarım.
ben,
Mehmet'le gözgöze gelince ağlarım,
onlar benim evlatlarım.. 2009 E.Ç.



Nöbet tutarken,
ezmemek için çaba gösteren ayaklar,
Hain bir mayına basıp
kurban oldular.. 2006 E.Ç

AŞK ÖLMÜŞTÜ BİR KEZ.....!

Aşk ölmüştü bir kez!
Demir kapı kapandı,
gardiyan " tamam" dedi,
adam camdan dokundu kadının ellerine..
Bir öpücük kondurdu sesszice,
Önce kül rengi kapladı hücresini,
Başını tavana çevirdi
o da belki benim gibi
Adı konmamış çocukları düşündü,
Elleri, ayakları kopuk,
Gözleri kör.
Düşündü, düşündü, düşündü..

Emine Çakır 2012

17 Ocak 2013 Perşembe

SADECE ,İKİ KAHVE İÇİMLİKTİ YAŞAMAK, SEKSEN YIL HATIRI OLAN BİR YUDUM KEYİF ..Emine Çakır

7 Ocak 2013 Pazartesi

BROKOLİ ÇORBASI...

Bugün, değişik usulde brokoli çorbası yapalım..

bir demet ya da bir paket brokoli
iki orta boy domates rendelenecek
bir orta boy sogan rendelenecek
3 diş sarımsak rendelenip
içine bir miktar sızma yağ , tuz ve bir adet limon sıkarak bir kenarda bekletilecek.
brokolileri çiçek çiçek ayırarak sirkeli suda bekleterek iyice temizleyip tam 3 dakika kaynayan suda haşlayıp süzerek yapmış olduğumuz domatesli sos karışımının içine sıcak iken ilave ederek kapağını kapatıp beklemeye bırakın.(bu haldeyken nefis bir brokoli salatanız oldu, arzu ederseniz masaya böyle getirebilirsiniz, artan kısmı ile çorba yapabilirsiniz.)sakın haşlama suyunu dökmeyin, daha sonra çorbaya ilave edilecek.
diğer tarafda yarım soğan küp doğranacak bir miktar yağda öldürülecek, içine iki yemek kaşığı un ilave edilerek kavrulacak, 6 bardak sıcak su veya haşlama suyu ilave edilerek sosla karışmış olan brokolileri içine atarak 5 dakika kaynamaya bırakılacak, kıvamını alınca, bir adet çili biber ince ince doğrayıp ilave ettikten sonra el blendr ile çok az olmak kaydıyle parçalanacak, bir taşım kaynama sonunda ocaktan alınıp servis yapılacak.
kış günleri için ideal bir çorba yemeniz için sizleri bekliyor,afiyet olsun...)

E.Ç

4 Kasım 2012 Pazar

GÖZ AÇIP KAPAYANA DEK SIĞDIRILMIŞ HAYAT..!

"göz açıp kapayıncaya kadar geçti bunca yıl" deriz ya hani!
geriye dönüp baktığımızda neler sığdırmışız yaşama dair bir göz kırpınışlarına.
İlkokul bitene dek Çarşamba'da geçmiş çocukluğumu koskocaman bir ömür hissediyorum, sanki anılarım, çocukluğum da şahlanıyor gibi, sonrası İstanbul, ömrümün diğer yarısı. İlk yarısı saydığım 12 yılda neler görmüşüm meğer.
hatırladığım siren sesleri vardı bir zamanlar yatak alttlarına saklandığımız hayal meyal, ve karartmalar, Radyo günleri, arap bacı tiplemesi, ilk buzdolabının eve gelişi, ablamın ilkokulda elini kalemi jiletle inceltirken kesmesi ve babamın kucağında eve getirilişi.kağıttan kayıklar yapıp evin önünde akan yağmur sularına bıraktığım o güzel günlerim, içine ne hayaller sığdırdığım çocuksu düşlerim.
Annemin hep sevecen hali ve şen kahkahası tabiki o güzelim gözleri.ilk telefon sesini duymam, ablamın gelin oluşu, ve İstanbul macerası Anne ve 4 kardeş bir yaşam.
Kıbrıs çıkartması, Ecevit (karaoğlan),heyecanlı ,gururlu bekleyişler, Ayşe'nin tatile çıkış cümlesi ve yine karartma günleri.
Ağbimin askerliği,küçük kardeşimin elinden tutup ilk okula götürmem.Demirel, hiç gitmeyecek sandığım siyasetci, nüktedan ve zeki oluşu.Erbekan,Türkeş.
Ve ilk televizyon günleri, Naida Comanachi şampiyonluğu sabahlara dek izlediğim buz pateni dansları ve nadia'nın iltica edişi, Muhammet ali boks şampiyonluğu ve anneannemin erken kalkarak boks seyredişi.
diziler Dallas ki hala devam ediyor. işe girişim, iş arkadaşlarım dostlarım ve darbe.
Sıkıyönetim, idamlar, hapisler ,bağırışlar, acılar.
Mücadeleler sanki yıllar yılı sürmüş gibi. renkli televizyonlar ve yeni kanallar.
Annemi yitirmem, acılar üzüntüler, kayıp ve yitik yıllar.
Kızımın doğuşu, canımın taa içi ,varlığım ,sevdiğim , gururum.
Rusya'nın bölünüşü,Berlin duvarının yıkılışı, İran ırak savaşı, Bulgar zulmünden kaçanlar, ve Özal kızımın okuduğu ilk cümle olarak kalsaydı keşke dediğim.
Bir sürü başbakan geçmiş hükümetler kurulmuş idareler değişmiş bu arada coşkuyla kutlanan bayramları dahi kutlayamaz bir döneme gelmişiz, o göz açıp kapayana dediğimiz göz kırplarımızda.
hatta onlarca tv kanalları ve devasa tv ler. cepte taşınan telefonlar ve bilgisayarlar. iletişimin bunca kolaylığı anında haberleşmeler sayesinde onlarca dost ve arkadaşlar edinmeler.
Arada doğan bebekler şimdi çoğu anne ve baba olmuşlar,üzüntüler bitmiş gençlikle birlikte yerini kaygılar almış.
Trafiğin adeta hiç olmadığı İstanbul'da artık araçtan geçilmez olmuş, zenginlilktenmi bilinmez herkesin bir iki aracı olmuş. Din dahi el değişmiş sanki. İnsan görüntülerini arar olmuşuz saygı ise hepten kayıp araki bulasın.
Ağaçların kesilip yerine devasa binaların yapılışı ve AVM ler.birileri adına insanlar mutlu diyerek kendini kandırıyor mazaret uyduruyor.
Yalan almış başını gidiyor,sakın yalan söyleme, gözlerinden anlarım, gözler yalan söylemez diye öğütlerdim kızıma ve hiç yalan söyleyemedi her an anlar nasılsa annem diyerek. ama millet tv lerde insanların görünün içine bakarak söylüyor artık yalanlarını hatta hastalıklı çayları içerek milletin kanser olmasına neden olanlar.
uyduruk sevgiler,duygusuzluk, vicdansızlık, ilk yapılan robota benzettiğim acemice ve uyduruk kişilikler .Eğitim sisteminin çöküşü, emeklilik ve dostlarımın teker teker ayrılışı dünyadan.
Meğer ne çok sığdırmışım o bir göz kırpınışına ben.
Unuttuğum bir sürü şey de olabilir bu arada, kimbilir daha ne savaşlar, ne kayıplar olacak.
Gözler bir açılıp bir kapanışda, bir ömür sığdırıyor insanlar. O ömrün içine daha neler sığacak, kimler doğacak kimler ve neler yok olacak, neler görecek ,neler yaşayacağız.
Bir  ömür, sadece bir göz açıp kapayıncaya dek sürecek...