4 Kasım 2012 Pazar

GÖZ AÇIP KAPAYANA DEK SIĞDIRILMIŞ HAYAT..!

"göz açıp kapayıncaya kadar geçti bunca yıl" deriz ya hani!
geriye dönüp baktığımızda neler sığdırmışız yaşama dair bir göz kırpınışlarına.
İlkokul bitene dek Çarşamba'da geçmiş çocukluğumu koskocaman bir ömür hissediyorum, sanki anılarım, çocukluğum da şahlanıyor gibi, sonrası İstanbul, ömrümün diğer yarısı. İlk yarısı saydığım 12 yılda neler görmüşüm meğer.
hatırladığım siren sesleri vardı bir zamanlar yatak alttlarına saklandığımız hayal meyal, ve karartmalar, Radyo günleri, arap bacı tiplemesi, ilk buzdolabının eve gelişi, ablamın ilkokulda elini kalemi jiletle inceltirken kesmesi ve babamın kucağında eve getirilişi.kağıttan kayıklar yapıp evin önünde akan yağmur sularına bıraktığım o güzel günlerim, içine ne hayaller sığdırdığım çocuksu düşlerim.
Annemin hep sevecen hali ve şen kahkahası tabiki o güzelim gözleri.ilk telefon sesini duymam, ablamın gelin oluşu, ve İstanbul macerası Anne ve 4 kardeş bir yaşam.
Kıbrıs çıkartması, Ecevit (karaoğlan),heyecanlı ,gururlu bekleyişler, Ayşe'nin tatile çıkış cümlesi ve yine karartma günleri.
Ağbimin askerliği,küçük kardeşimin elinden tutup ilk okula götürmem.Demirel, hiç gitmeyecek sandığım siyasetci, nüktedan ve zeki oluşu.Erbekan,Türkeş.
Ve ilk televizyon günleri, Naida Comanachi şampiyonluğu sabahlara dek izlediğim buz pateni dansları ve nadia'nın iltica edişi, Muhammet ali boks şampiyonluğu ve anneannemin erken kalkarak boks seyredişi.
diziler Dallas ki hala devam ediyor. işe girişim, iş arkadaşlarım dostlarım ve darbe.
Sıkıyönetim, idamlar, hapisler ,bağırışlar, acılar.
Mücadeleler sanki yıllar yılı sürmüş gibi. renkli televizyonlar ve yeni kanallar.
Annemi yitirmem, acılar üzüntüler, kayıp ve yitik yıllar.
Kızımın doğuşu, canımın taa içi ,varlığım ,sevdiğim , gururum.
Rusya'nın bölünüşü,Berlin duvarının yıkılışı, İran ırak savaşı, Bulgar zulmünden kaçanlar, ve Özal kızımın okuduğu ilk cümle olarak kalsaydı keşke dediğim.
Bir sürü başbakan geçmiş hükümetler kurulmuş idareler değişmiş bu arada coşkuyla kutlanan bayramları dahi kutlayamaz bir döneme gelmişiz, o göz açıp kapayana dediğimiz göz kırplarımızda.
hatta onlarca tv kanalları ve devasa tv ler. cepte taşınan telefonlar ve bilgisayarlar. iletişimin bunca kolaylığı anında haberleşmeler sayesinde onlarca dost ve arkadaşlar edinmeler.
Arada doğan bebekler şimdi çoğu anne ve baba olmuşlar,üzüntüler bitmiş gençlikle birlikte yerini kaygılar almış.
Trafiğin adeta hiç olmadığı İstanbul'da artık araçtan geçilmez olmuş, zenginlilktenmi bilinmez herkesin bir iki aracı olmuş. Din dahi el değişmiş sanki. İnsan görüntülerini arar olmuşuz saygı ise hepten kayıp araki bulasın.
Ağaçların kesilip yerine devasa binaların yapılışı ve AVM ler.birileri adına insanlar mutlu diyerek kendini kandırıyor mazaret uyduruyor.
Yalan almış başını gidiyor,sakın yalan söyleme, gözlerinden anlarım, gözler yalan söylemez diye öğütlerdim kızıma ve hiç yalan söyleyemedi her an anlar nasılsa annem diyerek. ama millet tv lerde insanların görünün içine bakarak söylüyor artık yalanlarını hatta hastalıklı çayları içerek milletin kanser olmasına neden olanlar.
uyduruk sevgiler,duygusuzluk, vicdansızlık, ilk yapılan robota benzettiğim acemice ve uyduruk kişilikler .Eğitim sisteminin çöküşü, emeklilik ve dostlarımın teker teker ayrılışı dünyadan.
Meğer ne çok sığdırmışım o bir göz kırpınışına ben.
Unuttuğum bir sürü şey de olabilir bu arada, kimbilir daha ne savaşlar, ne kayıplar olacak.
Gözler bir açılıp bir kapanışda, bir ömür sığdırıyor insanlar. O ömrün içine daha neler sığacak, kimler doğacak kimler ve neler yok olacak, neler görecek ,neler yaşayacağız.
Bir  ömür, sadece bir göz açıp kapayıncaya dek sürecek...