26 Haziran 2012 Salı
sabahlar umutla başlamalı
sabah umutla uyanmalı, kötülükler kendini yok etmeli,yıkanmalı toprak bir güzel kokusunu duyana dek,çiçekler, çiçekler açmalı umutla, özgürce dolaşmalı kuşlar ,çocuklar hep gülmeli şekerleri ellerindeymişcesine pembeleşmiş yanakları ,gelinler mutlu olmalı ,özlemle beklemeler bitmeli yarın ve daha yarın..E:Ç
17 Haziran 2012 Pazar
Babalar günü
Bugün babalar günü ya hani!
benim babam benim yaram olmuş sanki,
o yüzden bilmem,sevmem kutlamaları,
benim babam, annemin gözünde ki hüzün
benim babam, benim eksik yanım,
benim babam, benim zayıf tarafım,
ruhumda ki yaram
ben annemin gözlerini ne zaman hatırlasam
o zaman aklıma gelir benim babam.
emine çakır 2012
benim babam benim yaram olmuş sanki,
o yüzden bilmem,sevmem kutlamaları,
benim babam, annemin gözünde ki hüzün
benim babam, benim eksik yanım,
benim babam, benim zayıf tarafım,
ruhumda ki yaram
ben annemin gözlerini ne zaman hatırlasam
o zaman aklıma gelir benim babam.
emine çakır 2012
11 Mayıs 2012 Cuma
Banka önünde ki çöp konteynrları..
Bundan birkaç gün önce beşiktaş belediyesini arayarak geri dönüşüm kutuları rica ettim bulunduğumuz sokak için ,ayrıca hemen karşımda ki bankanın nerdeyse kapısının önünde olan 3 adet çöp konteynrlarının oradan kaldırılmasını talep etmiştim.
saolsunlar, hemen ilgilenmişler ve bu sabah iki beyefendi geldiler, geri dönüşüm kutuları için yer belirledik, fakat çöp kontynrları için birşey yapamayacaklarını söylediler, nedeni ise kimsenin başkasının çöpünü istemediği idi üstelik yer de yok denildi. Kendilerine yer gösterdiğim ve "ben apartman görevlsini uzak da olsa oraya yollarım,yeter ki! bunlar buradan kalksın, bakınız bu banka zaten mimli bir yabancı banka birşey olursa sorumluluk alıyormusunuz" dediğim de, soy adı ben de saklı olan kemal bey bana "bakın, herşey allah'tan, suçluyla başedemezsiniz, adam bisiklete koymuş bombayı patlatmış" deyiverdi, ben de " herşeyi Allah'tan beklemeyin, bir şey olursa eğer,sizi Allah dahi kurtaramaz" diye cevapladım. Allah'tan ,"haklısınız ama garanti veremem kalkacağına" ,gibi abuk sabuk bir şey geveledi, yanında gelen kişi daha derli toplu en azından mantık yürütebilen birisiydi o hak verdi ve bir iki yer önerisinde bulundu en azından, sonra da üst makamlara bildireceklerini söyleyerek gittiler. bakalım sonuç ne olacak merakla bekliyorum.
saolsunlar, hemen ilgilenmişler ve bu sabah iki beyefendi geldiler, geri dönüşüm kutuları için yer belirledik, fakat çöp kontynrları için birşey yapamayacaklarını söylediler, nedeni ise kimsenin başkasının çöpünü istemediği idi üstelik yer de yok denildi. Kendilerine yer gösterdiğim ve "ben apartman görevlsini uzak da olsa oraya yollarım,yeter ki! bunlar buradan kalksın, bakınız bu banka zaten mimli bir yabancı banka birşey olursa sorumluluk alıyormusunuz" dediğim de, soy adı ben de saklı olan kemal bey bana "bakın, herşey allah'tan, suçluyla başedemezsiniz, adam bisiklete koymuş bombayı patlatmış" deyiverdi, ben de " herşeyi Allah'tan beklemeyin, bir şey olursa eğer,sizi Allah dahi kurtaramaz" diye cevapladım. Allah'tan ,"haklısınız ama garanti veremem kalkacağına" ,gibi abuk sabuk bir şey geveledi, yanında gelen kişi daha derli toplu en azından mantık yürütebilen birisiydi o hak verdi ve bir iki yer önerisinde bulundu en azından, sonra da üst makamlara bildireceklerini söyleyerek gittiler. bakalım sonuç ne olacak merakla bekliyorum.
9 Mayıs 2012 Çarşamba
AĞAÇLAR ÖLMESİN...!
Ağaç sevmeyen innsamları sevmem, doğaya düşmandır hani nedendir bilemez ya! sorar dururuz neden kesiyor insanlar,güzelim ağaçları, neden kirletiyor doğayı diye.
Ben buldum nedenini sanırım ve doğru çıktı.. İnsanlar kendinden daha fazla yaşacağından dolayı sevmiyor doğayı, ağacı.
başımdan geçtiği için biliyorum ya da sanıyorum diyelim.
Birgün, bundan çok yıllar önce oturduğum apartmanımın arka cepehsinde bir hayli meyilli bir toprak bulunuyor ve ben onun kaymasını önlemek amacıyla 7,8 adet kestane ağacı diktim, ama bir sabah kalltığımda hepsinin sökülmüş olduğunu gördüm.
tabii ki araştırmalarım sonucunda, ağaçları birinci katta oturan yaşlı bir kadının ,arka odasının gölge olacağı korkusuyla söktürdüğü ortaya çıktı, bir hayli üzüldüm ama yaşına hürmeten susmayı tercih ettim, kırgınlığımı bir kaç kez ifade ettimse de hala aynı şeyleri söylemeye devam etti.
Bir yada iki yıl sonra vefat ettti kendisi, ben hemen yeniden bir kaç tane ağaç dikerek kırgınlığımı gidermeye çalıştım. Amacım yine aynıydı, ağaçları .çok seviyorum yeşile bakmak beni rahatlatıyor, herkesinde rahatlayacağını biliyorum.
kendisinin vefatı 6 yılı buluyor ve 6 yılda arka bahçemde 3 adet çam, iki adet erik, bir elma, 4 adet malta eriği, bir çitlenbik ve bu yıl yetişrebildiğim limon ağacı ve trabzon'dan getirtdiğim bir karaağaç fidanı var., bu iki fidanım hariç diğerleri 6 yılda bir hayli büyüdü ve ben onların büyüdüğünü gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Kimbilir! benden sonra da yaşayacaklarını (umuyorum) ve kimbilir benden sonra daha kimleri mutlu edecek o ağaçlarım. biliyorum insanlardan çok daha fazla yaşayacak ağaçlar, bırakabildiğim bir nefes, bir yaşam, bir yaprak, bir isim. Beni yaşatacaklar ardımdan bir kişi dahi nefes alabilirse sayemde ne mutlu bana.
Ben buldum nedenini sanırım ve doğru çıktı.. İnsanlar kendinden daha fazla yaşacağından dolayı sevmiyor doğayı, ağacı.
başımdan geçtiği için biliyorum ya da sanıyorum diyelim.
Birgün, bundan çok yıllar önce oturduğum apartmanımın arka cepehsinde bir hayli meyilli bir toprak bulunuyor ve ben onun kaymasını önlemek amacıyla 7,8 adet kestane ağacı diktim, ama bir sabah kalltığımda hepsinin sökülmüş olduğunu gördüm.
tabii ki araştırmalarım sonucunda, ağaçları birinci katta oturan yaşlı bir kadının ,arka odasının gölge olacağı korkusuyla söktürdüğü ortaya çıktı, bir hayli üzüldüm ama yaşına hürmeten susmayı tercih ettim, kırgınlığımı bir kaç kez ifade ettimse de hala aynı şeyleri söylemeye devam etti.
Bir yada iki yıl sonra vefat ettti kendisi, ben hemen yeniden bir kaç tane ağaç dikerek kırgınlığımı gidermeye çalıştım. Amacım yine aynıydı, ağaçları .çok seviyorum yeşile bakmak beni rahatlatıyor, herkesinde rahatlayacağını biliyorum.
kendisinin vefatı 6 yılı buluyor ve 6 yılda arka bahçemde 3 adet çam, iki adet erik, bir elma, 4 adet malta eriği, bir çitlenbik ve bu yıl yetişrebildiğim limon ağacı ve trabzon'dan getirtdiğim bir karaağaç fidanı var., bu iki fidanım hariç diğerleri 6 yılda bir hayli büyüdü ve ben onların büyüdüğünü gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Kimbilir! benden sonra da yaşayacaklarını (umuyorum) ve kimbilir benden sonra daha kimleri mutlu edecek o ağaçlarım. biliyorum insanlardan çok daha fazla yaşayacak ağaçlar, bırakabildiğim bir nefes, bir yaşam, bir yaprak, bir isim. Beni yaşatacaklar ardımdan bir kişi dahi nefes alabilirse sayemde ne mutlu bana.
8 Mayıs 2012 Salı
ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN..!
Dünyanın tüm annelerine çocuklarının verdiği öpücük yeterli.
Benim annem, şimdi bulunduğum yaştan daha genç iken vefat etti, bir sürü çile çekti,ama beş evlat yetiştiren güçlü, tuttuğunu koparan, her işin altından başarı ile çıkmayı başaran, tipik bir hayırsız eşe rağmen çocuklarının başından ayrılmayan ve onlara tüm sevgisini gösteren biriydi. Ve o hayırsız adamı özleyerek gözleri açık gitti. ben o yüzden babalar günü kutlamasını sevmem.
Ben de şimdi dünyanın en güzel hediyesi olan bir evlata sahibim ve onu çok ama çok seviyorum.
Şİmdi bir hayli eskiye yani kızımın ilk okula gittiği günlere dönerek, bir iki anı anlatmak istiyorum.
ben iyi yapılmış fırın makarnayı çok severim bunu da kızım bilir, okul da yediği bir öğlen yemeğinde sunulan fırın makarna dilimini cebine koyarak bana getirmeye kalkmış ama serviste eve gelişi uzadığı için karnı acıkmış cebinde tuttuğu makarnaının yarısını yediği için vijdanı sızlamış, servisten iner inmez ağlayarak " çok acıktığım için sana getireceğim makarnayı yedim" demişti, bu aldığım en güzel hediyelerden birisiydi, diğeri ise, yine bir anneler gününe yakın zamanlarda okulda açılan kermesden alışveriş yapmış ama parası ancak ,Tamek marka teneke kutuda domates salçasına yetmişti, hatta bunu paket yaptırıp kurdele dahi taktırmıştı, eve getirip bana hediyesini verdi ,paketi açıp domates salçasını gördüğümde nasıl şaşırıp mutlu olmuştum anlatamam. Hatta bir süre onu açarak kullanamadım, öylesine güzeldiki! bana dünyanın tüm mücevherlerini verseler kızımdan aldığım bir öpücük ve o domates salçası kadar beni mutlu edemezdi..Çocuklarınızdan alacağınız öpücükler eksik olmasın..!
Benim annem, şimdi bulunduğum yaştan daha genç iken vefat etti, bir sürü çile çekti,ama beş evlat yetiştiren güçlü, tuttuğunu koparan, her işin altından başarı ile çıkmayı başaran, tipik bir hayırsız eşe rağmen çocuklarının başından ayrılmayan ve onlara tüm sevgisini gösteren biriydi. Ve o hayırsız adamı özleyerek gözleri açık gitti. ben o yüzden babalar günü kutlamasını sevmem.
Ben de şimdi dünyanın en güzel hediyesi olan bir evlata sahibim ve onu çok ama çok seviyorum.
Şİmdi bir hayli eskiye yani kızımın ilk okula gittiği günlere dönerek, bir iki anı anlatmak istiyorum.
ben iyi yapılmış fırın makarnayı çok severim bunu da kızım bilir, okul da yediği bir öğlen yemeğinde sunulan fırın makarna dilimini cebine koyarak bana getirmeye kalkmış ama serviste eve gelişi uzadığı için karnı acıkmış cebinde tuttuğu makarnaının yarısını yediği için vijdanı sızlamış, servisten iner inmez ağlayarak " çok acıktığım için sana getireceğim makarnayı yedim" demişti, bu aldığım en güzel hediyelerden birisiydi, diğeri ise, yine bir anneler gününe yakın zamanlarda okulda açılan kermesden alışveriş yapmış ama parası ancak ,Tamek marka teneke kutuda domates salçasına yetmişti, hatta bunu paket yaptırıp kurdele dahi taktırmıştı, eve getirip bana hediyesini verdi ,paketi açıp domates salçasını gördüğümde nasıl şaşırıp mutlu olmuştum anlatamam. Hatta bir süre onu açarak kullanamadım, öylesine güzeldiki! bana dünyanın tüm mücevherlerini verseler kızımdan aldığım bir öpücük ve o domates salçası kadar beni mutlu edemezdi..Çocuklarınızdan alacağınız öpücükler eksik olmasın..!
4 Mayıs 2012 Cuma
oniki saatlik bekleyiş ve üzerimizden bir tır geçisi sonrası..
bugün, üzerimizden sanki bir tır geçip gitti, tam oniki saat süren bir bekleyişden umuyorum zaferle çıkıcaz.
büyük bir ameliyat geçiren aile büyüğüm sevgili dayım, başarılı geçen bir ameliyat çıkışı yogun bakıma alındı, böylece üzerimizden geçen tırın farkına vardık ve herbirimiz pestil haline gelerek ağlama krızlerine girdik.
çok şükür, şimdilik herşey yolunda umarım böyle de devam ederek bu kazayıda atlatıcaz..
büyük bir ameliyat geçiren aile büyüğüm sevgili dayım, başarılı geçen bir ameliyat çıkışı yogun bakıma alındı, böylece üzerimizden geçen tırın farkına vardık ve herbirimiz pestil haline gelerek ağlama krızlerine girdik.
çok şükür, şimdilik herşey yolunda umarım böyle de devam ederek bu kazayıda atlatıcaz..
3 Mayıs 2012 Perşembe
Assos gezisinden..
kısa bir tatiden yeni döndüm, Assos,Cunda ve Ayvalık gezisi, herşeyiyle güzel geçti sayılır sadece otelin buz gibi oluşu hatta sezonu açmadıklarından dolayı herkesin buz gibi havada uyumaya çalışması insanları zora koşmuştu ama ben her koşulda şikatyet etmeyi sevmediğimden bunuda sadece küçük bir gripal zararla atlatmayı başardım.
uzun yürüyüşleri her zaman sevdiğimden çok keyif almıştım, ama size şimdi anlatmak istediğim şey rehberimizin pek de bilgi konusunda dolu olmayışıydı ya da anlatmaktan imtina ettiği olabilir tam da kestiremedim.
en son durağımız olan Assos'da Adatepe diye bir yerde kısa ve dik bir yürüyüş yaparak tepeye vardık, turdaki herkes(genelde gençler vardı) diğer turdaki rehberin etrafında toplanarak bölge hakkında bilgileniyorlardı, biz ise iki arkadaş(yaş olarak aynıydık ve birlikte tura çıkmıştık) diğer gençlerden bilgi alıyorduk..
tepeden inip küçük bir köye ulaşınca meraklanarak rehberimize burası nerden kalma ve bu evleri acaba kimler yaparak bizlere bıraktı diye garip gelen bir soru sormak gafletinde bulundum, cevap olarak" napacaksınız kimden kaldıysa kalmış, adatepe köyü işte gerisini boşverin" oldu.. daha sonra bir çay molası verdiğimiz için çayı getiren garsona sorduk, öğrendik ki! bu köy ve taş evler 1780 li yıllarda rumlar tarafından yapılmış daha sonra mübadele yıllarında ise türklere kaldığını anlattı, ben de büyük bir gafletle tekrar rehberimize, garsonun söylediklerini anlattım cevap yine şaşırtıcıydı " herkese inanmayın hepsi yalan uyduruyor bildiğiniz köy işte" deyince, ben gülme krizine girdim ve hala aklıma geldikçe gülüyorum...
uzun yürüyüşleri her zaman sevdiğimden çok keyif almıştım, ama size şimdi anlatmak istediğim şey rehberimizin pek de bilgi konusunda dolu olmayışıydı ya da anlatmaktan imtina ettiği olabilir tam da kestiremedim.
en son durağımız olan Assos'da Adatepe diye bir yerde kısa ve dik bir yürüyüş yaparak tepeye vardık, turdaki herkes(genelde gençler vardı) diğer turdaki rehberin etrafında toplanarak bölge hakkında bilgileniyorlardı, biz ise iki arkadaş(yaş olarak aynıydık ve birlikte tura çıkmıştık) diğer gençlerden bilgi alıyorduk..
tepeden inip küçük bir köye ulaşınca meraklanarak rehberimize burası nerden kalma ve bu evleri acaba kimler yaparak bizlere bıraktı diye garip gelen bir soru sormak gafletinde bulundum, cevap olarak" napacaksınız kimden kaldıysa kalmış, adatepe köyü işte gerisini boşverin" oldu.. daha sonra bir çay molası verdiğimiz için çayı getiren garsona sorduk, öğrendik ki! bu köy ve taş evler 1780 li yıllarda rumlar tarafından yapılmış daha sonra mübadele yıllarında ise türklere kaldığını anlattı, ben de büyük bir gafletle tekrar rehberimize, garsonun söylediklerini anlattım cevap yine şaşırtıcıydı " herkese inanmayın hepsi yalan uyduruyor bildiğiniz köy işte" deyince, ben gülme krizine girdim ve hala aklıma geldikçe gülüyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
