Yüreği çok üşümüştü,
bir daha ısınamadı.
Buz bir gibi bir gülüşle,
sıcak kahkahalar atmaya çalışıyordu,
olmadı...
Emine Çakır 9.nisan.2013
9 Nisan 2013 Salı
7 Nisan 2013 Pazar
hani, gitme der diye!
dönüp geriye .
baktığımda elindeydi yüreği
sesi bana kadar geliyordu,
tutup ellerini ,
geri dönesim geldi.
gözleri yerdeydi suçlu gibi
saçları dağınık ve dalgalı
dalgalarnda kaybolasım geldi.
kokusu geldi burnuma
koşup sarılasım geldi
hani! gitme der diye.
oracıkta ölesim geldi.
yağmur gibiydi gözleri
damlalarından öpesim geldi
Emine Çakır
6 nisan 2013
5 Nisan 2013 Cuma
24 Şubat 2013 Pazar
bir garip boğaz turu ve kuş yemi..!
İnanılmaz kalabalıktı Boğaz bugün, bebeler şen şakrak koşturuyor,balık tutuyordu adamlar ,hala minicikti ama balıklar.parklar bahçeler, banklar doluydu insan selinden, 10 da beşi türbanlı, 10da ikisi çarşaflı kadınların
geri kalanını siz düşünün artık. kaş kişi kalmış bu güne. kiminin elinde fotoğraf makinesi, çekmeye çalışıyor hayatın bir kesitini. kimisi yaşamaya çalışıyor hazır bulmuşken böylesi güzel havayı bir nefesde çekerek içine. Deniz pis hem de nasıl? görünmüyor deniz anaları bile pislikten, rengi pembe olmuş suyun nedense. Yatlar var, her birinde 3 ,4 erkek oturmuş muhabbet ediyor, ediyor etmesine de o pisliği nasıl görmezden geliyorlar şaşırıyorum.
Banklarda oturmuş gençler ve yaşlılar, her birinin elinde çekirdek, çitlektikçe mutlu oluyorlar, bir de yerlere atmasalar iyi olacak ama, içimden ikaz etmek geliyor sonra vazgeçiyorum, "amannn sen de diyorum ,bir lokmacık mutlu olmuşlar çitleterek çekirdeklerini ,boşver".
irili ufaklı lüks otolar geçiyor içlerinde sevgililer açmış sesini ,bangır bangır, oralı bile değiller dünyanın. kimisi 5 kişilik araca 7 kişi binerek turlamakta boğazı.
türbanlı bir kızımız ayağında incecikten 14cmlik sivri pabucuyla deliyordu nemli toprağın henüz yeşerecek can damarını, üstelik "ahh ayakkabım mahvoldu" diye, parkta dolaşarak. ağaçları sökülmüş yerinden ,yeşilllik pek yok ya ! adı park kalmış işte hala nasılsa... bir markete girip fıstık ezmesi alıyorum kuşlara yem vermek için önce fıstık ezmesi sürerek bir ruloya ,üstüne de kuş yemi yapıştırarak bahçemdeki ağaca takmak istiyorum, çünkü evden çıkarken sadece tek bir serçe vardı zakkum ağacında sesini duyarak mutlu olduğum. bari o güzellik gitmesin diye, elimden geleni yapmak için...
E.Ç.
16 Şubat 2013 Cumartesi
Mahallem..
Evimin hemen bir ön cephesindeki sokağa gitmeyeli meğerse 10 yılı geçmiş, bu akşam biraz dolaşayım dediğim de içimde bir sızı oluştu doğrusu.
bir sokağa bile bu denli özlem duyacağımı hiç sanmıyordum, meğer bir 10 yıl öncesini dahi çok özlemişim..
Yazık olmuş meğerse kaçırdığım bunca yıla. şaşkınlığım. yeni binaların varlığı bir kaç park ve kocaman iş yerlerinin açılmış olmasının yanısıra mahallemin bunca güzel olmasıydı.
meğer ben ne çok seviyormuşum mahallemi, bakkalımı,manavımı ,eczacılarımı ve minik pastanemi ekmek fırınımı, hatta simitçiyi,küçük banka şubesini,bir zamanlar kızım için hergün uğradığım kırtasiyecimizi ve minik tuhafiye dükkanını, çiçekcimizi,demek henüz bütün uğraşlara rağmen hala ayakta duran kirlenmemişliği o güzelim küçük mahalle oluşunu ,esnafların duruşunu.büyümüş olan bunca ağaçların farkına vardım bu akşam.hatta her sabah ibrahim tatlıses taklidi yaparak halay çeken engelli gencimizi hatırladım.Camdan bir seslensem bir sürü insanın yardıma koşacagından emin olduğum, kaçırdığım bunca yıl ama bozulmamış mahallem çok şükür..herkesin birbirine sevgiyle baktığı saygılı davrandığı, kimsenin ayrımcı olmadığı bir yerdeyim, burda yaşlanacağım kesin. sevdiğim insanların arasında.bana sunulan bu hediyenin keyfine vararak..
,
bir sokağa bile bu denli özlem duyacağımı hiç sanmıyordum, meğer bir 10 yıl öncesini dahi çok özlemişim..
Yazık olmuş meğerse kaçırdığım bunca yıla. şaşkınlığım. yeni binaların varlığı bir kaç park ve kocaman iş yerlerinin açılmış olmasının yanısıra mahallemin bunca güzel olmasıydı.
meğer ben ne çok seviyormuşum mahallemi, bakkalımı,manavımı ,eczacılarımı ve minik pastanemi ekmek fırınımı, hatta simitçiyi,küçük banka şubesini,bir zamanlar kızım için hergün uğradığım kırtasiyecimizi ve minik tuhafiye dükkanını, çiçekcimizi,demek henüz bütün uğraşlara rağmen hala ayakta duran kirlenmemişliği o güzelim küçük mahalle oluşunu ,esnafların duruşunu.büyümüş olan bunca ağaçların farkına vardım bu akşam.hatta her sabah ibrahim tatlıses taklidi yaparak halay çeken engelli gencimizi hatırladım.Camdan bir seslensem bir sürü insanın yardıma koşacagından emin olduğum, kaçırdığım bunca yıl ama bozulmamış mahallem çok şükür..herkesin birbirine sevgiyle baktığı saygılı davrandığı, kimsenin ayrımcı olmadığı bir yerdeyim, burda yaşlanacağım kesin. sevdiğim insanların arasında.bana sunulan bu hediyenin keyfine vararak..
,
13 Şubat 2013 Çarşamba
MEHMET..
Mehmet'le gözgöze geldiğimde ,ağlarım.
Onlar benim evlatlarım.
içim sızlar,
içim kanar,
içime akar yaşlarım.
ben,
Mehmet'le gözgöze gelince ağlarım,
onlar benim evlatlarım.. 2009 E.Ç.
Nöbet tutarken,
ezmemek için çaba gösteren ayaklar,
Hain bir mayına basıp
kurban oldular.. 2006 E.Ç
Onlar benim evlatlarım.
içim sızlar,
içim kanar,
içime akar yaşlarım.
ben,
Mehmet'le gözgöze gelince ağlarım,
onlar benim evlatlarım.. 2009 E.Ç.
Nöbet tutarken,
ezmemek için çaba gösteren ayaklar,
Hain bir mayına basıp
kurban oldular.. 2006 E.Ç
AŞK ÖLMÜŞTÜ BİR KEZ.....!
Aşk ölmüştü bir kez!
Demir kapı kapandı,
gardiyan " tamam" dedi,
adam camdan dokundu kadının ellerine..
Bir öpücük kondurdu sesszice,
Önce kül rengi kapladı hücresini,
Başını tavana çevirdi
o da belki benim gibi
Adı konmamış çocukları düşündü,
Elleri, ayakları kopuk,
Gözleri kör.
Düşündü, düşündü, düşündü..
Emine Çakır 2012
Demir kapı kapandı,
gardiyan " tamam" dedi,
adam camdan dokundu kadının ellerine..
Bir öpücük kondurdu sesszice,
Önce kül rengi kapladı hücresini,
Başını tavana çevirdi
o da belki benim gibi
Adı konmamış çocukları düşündü,
Elleri, ayakları kopuk,
Gözleri kör.
Düşündü, düşündü, düşündü..
Emine Çakır 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





