13 Şubat 2013 Çarşamba

MEHMET..

Mehmet'le gözgöze geldiğimde ,ağlarım.
Onlar benim evlatlarım.
içim sızlar,
içim kanar,
içime akar yaşlarım.
ben,
Mehmet'le gözgöze gelince ağlarım,
onlar benim evlatlarım.. 2009 E.Ç.



Nöbet tutarken,
ezmemek için çaba gösteren ayaklar,
Hain bir mayına basıp
kurban oldular.. 2006 E.Ç

AŞK ÖLMÜŞTÜ BİR KEZ.....!

Aşk ölmüştü bir kez!
Demir kapı kapandı,
gardiyan " tamam" dedi,
adam camdan dokundu kadının ellerine..
Bir öpücük kondurdu sesszice,
Önce kül rengi kapladı hücresini,
Başını tavana çevirdi
o da belki benim gibi
Adı konmamış çocukları düşündü,
Elleri, ayakları kopuk,
Gözleri kör.
Düşündü, düşündü, düşündü..

Emine Çakır 2012

17 Ocak 2013 Perşembe

SADECE ,İKİ KAHVE İÇİMLİKTİ YAŞAMAK, SEKSEN YIL HATIRI OLAN BİR YUDUM KEYİF ..Emine Çakır

7 Ocak 2013 Pazartesi

BROKOLİ ÇORBASI...

Bugün, değişik usulde brokoli çorbası yapalım..

bir demet ya da bir paket brokoli
iki orta boy domates rendelenecek
bir orta boy sogan rendelenecek
3 diş sarımsak rendelenip
içine bir miktar sızma yağ , tuz ve bir adet limon sıkarak bir kenarda bekletilecek.
brokolileri çiçek çiçek ayırarak sirkeli suda bekleterek iyice temizleyip tam 3 dakika kaynayan suda haşlayıp süzerek yapmış olduğumuz domatesli sos karışımının içine sıcak iken ilave ederek kapağını kapatıp beklemeye bırakın.(bu haldeyken nefis bir brokoli salatanız oldu, arzu ederseniz masaya böyle getirebilirsiniz, artan kısmı ile çorba yapabilirsiniz.)sakın haşlama suyunu dökmeyin, daha sonra çorbaya ilave edilecek.
diğer tarafda yarım soğan küp doğranacak bir miktar yağda öldürülecek, içine iki yemek kaşığı un ilave edilerek kavrulacak, 6 bardak sıcak su veya haşlama suyu ilave edilerek sosla karışmış olan brokolileri içine atarak 5 dakika kaynamaya bırakılacak, kıvamını alınca, bir adet çili biber ince ince doğrayıp ilave ettikten sonra el blendr ile çok az olmak kaydıyle parçalanacak, bir taşım kaynama sonunda ocaktan alınıp servis yapılacak.
kış günleri için ideal bir çorba yemeniz için sizleri bekliyor,afiyet olsun...)

E.Ç

4 Kasım 2012 Pazar

GÖZ AÇIP KAPAYANA DEK SIĞDIRILMIŞ HAYAT..!

"göz açıp kapayıncaya kadar geçti bunca yıl" deriz ya hani!
geriye dönüp baktığımızda neler sığdırmışız yaşama dair bir göz kırpınışlarına.
İlkokul bitene dek Çarşamba'da geçmiş çocukluğumu koskocaman bir ömür hissediyorum, sanki anılarım, çocukluğum da şahlanıyor gibi, sonrası İstanbul, ömrümün diğer yarısı. İlk yarısı saydığım 12 yılda neler görmüşüm meğer.
hatırladığım siren sesleri vardı bir zamanlar yatak alttlarına saklandığımız hayal meyal, ve karartmalar, Radyo günleri, arap bacı tiplemesi, ilk buzdolabının eve gelişi, ablamın ilkokulda elini kalemi jiletle inceltirken kesmesi ve babamın kucağında eve getirilişi.kağıttan kayıklar yapıp evin önünde akan yağmur sularına bıraktığım o güzel günlerim, içine ne hayaller sığdırdığım çocuksu düşlerim.
Annemin hep sevecen hali ve şen kahkahası tabiki o güzelim gözleri.ilk telefon sesini duymam, ablamın gelin oluşu, ve İstanbul macerası Anne ve 4 kardeş bir yaşam.
Kıbrıs çıkartması, Ecevit (karaoğlan),heyecanlı ,gururlu bekleyişler, Ayşe'nin tatile çıkış cümlesi ve yine karartma günleri.
Ağbimin askerliği,küçük kardeşimin elinden tutup ilk okula götürmem.Demirel, hiç gitmeyecek sandığım siyasetci, nüktedan ve zeki oluşu.Erbekan,Türkeş.
Ve ilk televizyon günleri, Naida Comanachi şampiyonluğu sabahlara dek izlediğim buz pateni dansları ve nadia'nın iltica edişi, Muhammet ali boks şampiyonluğu ve anneannemin erken kalkarak boks seyredişi.
diziler Dallas ki hala devam ediyor. işe girişim, iş arkadaşlarım dostlarım ve darbe.
Sıkıyönetim, idamlar, hapisler ,bağırışlar, acılar.
Mücadeleler sanki yıllar yılı sürmüş gibi. renkli televizyonlar ve yeni kanallar.
Annemi yitirmem, acılar üzüntüler, kayıp ve yitik yıllar.
Kızımın doğuşu, canımın taa içi ,varlığım ,sevdiğim , gururum.
Rusya'nın bölünüşü,Berlin duvarının yıkılışı, İran ırak savaşı, Bulgar zulmünden kaçanlar, ve Özal kızımın okuduğu ilk cümle olarak kalsaydı keşke dediğim.
Bir sürü başbakan geçmiş hükümetler kurulmuş idareler değişmiş bu arada coşkuyla kutlanan bayramları dahi kutlayamaz bir döneme gelmişiz, o göz açıp kapayana dediğimiz göz kırplarımızda.
hatta onlarca tv kanalları ve devasa tv ler. cepte taşınan telefonlar ve bilgisayarlar. iletişimin bunca kolaylığı anında haberleşmeler sayesinde onlarca dost ve arkadaşlar edinmeler.
Arada doğan bebekler şimdi çoğu anne ve baba olmuşlar,üzüntüler bitmiş gençlikle birlikte yerini kaygılar almış.
Trafiğin adeta hiç olmadığı İstanbul'da artık araçtan geçilmez olmuş, zenginlilktenmi bilinmez herkesin bir iki aracı olmuş. Din dahi el değişmiş sanki. İnsan görüntülerini arar olmuşuz saygı ise hepten kayıp araki bulasın.
Ağaçların kesilip yerine devasa binaların yapılışı ve AVM ler.birileri adına insanlar mutlu diyerek kendini kandırıyor mazaret uyduruyor.
Yalan almış başını gidiyor,sakın yalan söyleme, gözlerinden anlarım, gözler yalan söylemez diye öğütlerdim kızıma ve hiç yalan söyleyemedi her an anlar nasılsa annem diyerek. ama millet tv lerde insanların görünün içine bakarak söylüyor artık yalanlarını hatta hastalıklı çayları içerek milletin kanser olmasına neden olanlar.
uyduruk sevgiler,duygusuzluk, vicdansızlık, ilk yapılan robota benzettiğim acemice ve uyduruk kişilikler .Eğitim sisteminin çöküşü, emeklilik ve dostlarımın teker teker ayrılışı dünyadan.
Meğer ne çok sığdırmışım o bir göz kırpınışına ben.
Unuttuğum bir sürü şey de olabilir bu arada, kimbilir daha ne savaşlar, ne kayıplar olacak.
Gözler bir açılıp bir kapanışda, bir ömür sığdırıyor insanlar. O ömrün içine daha neler sığacak, kimler doğacak kimler ve neler yok olacak, neler görecek ,neler yaşayacağız.
Bir  ömür, sadece bir göz açıp kapayıncaya dek sürecek...

24 Ekim 2012 Çarşamba

ARİFE GÜNÜ...!

Bugün malum, arefe günü ve ben mezarlık ziyaretimi (Annemi ziyarete gittim.)
giderken mezarlık girişindeki çiçekciye uğrayıp bir kaç fide alıp dikmek istedim, her seferinde diktiğim çiçekler sökülerek alındığı için ( nedenini hala çözmüş değilim) nasılsa alınmıştır diye düşünerek.
çiçekciye girdim ama öylesine kalabalıkki millet birbirine girmiş vaziyette satıcılar kime bakacağını şaşırmış durumda sizinle ilgilenecek pek kimse yok.
ben çiçek bakarken o arada bir kadın ,kırmızı trençkotuyla oldukça havalı görünüyordu, bir yandan nerde benim oğlum hemen gelsin bakayım diye sesleniyordu(oğlum dediği kişilerden çok genç yani henüz 30 bile değil yani), satıcılar tek tek geliyor ama nedense kadını kimse tanımıyordu,ama kadın her birisine de aynı kelimeyi "sen yenisin ondan sen beni neden tanımıyorusun, senin sakalın kesilmiş seni ondan tanımadım ondan "derken de, (tanınmayanın kendisi olmadığı ayrımına varamıyordu). herkes birbirine sormaya başladı bu kadını tanıyan varmı diye, o herkesi tanıyor ama onu tanıyan kimse yok. ama işin ilginç tarafı işlerini bir güzel yaptırıyorki! sormayın ,herkes bir hata yaparız korkusuyla seferber durumda..
o kargaşada çiçeklerimi alıp kasaya gelme şansını yakaladım derken, bir ses yalvarırcasına " Allah aşkına bu kadını tanıyan varsa gelsin diye içeriye kasaya seslendi, canhıraş yardımmına kasadaki genç baktı başını salladı ve abla ya! yardım et kurban olayım, kim bu kadın? diye bana baktı, yanıltmamak için bir daha baktım başımı salladım olumsuz, vallahi tanımıyorum, genç cocuk dışarıya seslendi, kimmiş yahu söylesede kurtulsak, söylemiyor da mübarek ...!
halkla ilişkiler müdürümüdür nedir anacım ya! derken ,kadın kasa dibinde bitti ve eveeet sen yenisin ondan tanımadın beni dedi.. ben orda koptum içimden nasıl kahkaha atıyorum anlatamam dışarıya vurucam ama mezarlık kardeşim kahkaha atılmaz ki!
sonunda parayı verip çıkabildim ama aldığım çiçekleri unutmuşum geri dönüp aldım ama bu kez de mezarlığa ulaşamadım çünkü büyük başlardan birisi ama kim bilmiyorum siyah giyinmiş, siyah gözlüklü bir sürü adam, siyah mercedeslerden kapıları açılarak iniyor, sonra şöyle yan dönerek duruyor ceketleri tutuluyor ve nerdeyse giydiriliyordu. "içimden nasıl birşey acaba, arabadan inip ceketini birinin giydirmesi diye düşündüm", bir sürü güvenlik bizleri ters yollara sevk etti yarım saat bir yerde bekleme yaparak yeniden denedim ve ters yollardan ulaşmayı başardım ama bu ara iki saat harcamışım saate baktım.. çiçeklerimi alıp diktim o arada bir araç çarpma sesiyle irkildim, benim arabaya birisi iyi bir vuruş yapmıştı hemen bakmaya gittim genç birisi vurmuş ama kaçmamıştı kızacak bir şeyde yoktu, sende birşey varmı dedim, yoktu allahtan, çocuk benden farklı bir çıkış bekliyordu  ama yanıldı.kimseye birşey olmamıştı nasılsa.. iyi bayramlarınız olsun dedim ve mezarlıktan çıkarak evime gelmeyi başarabildim... her nasıl olacaksa ,iyi bayramlarınız olsun...!

6 Ekim 2012 Cumartesi

Keşke! dünde kalabilseydik canım efendim...!

Bu gece ilk kez yatılı misafir kaldığım kız kardeşim kabul ettiğim bir dostumun evindeyim. sabaha karşı, Zeki Müren'in evinde, hasta yatağında yattığı odasını görüyorum, bir şarkı geliyor uzaktan, kendi yorumu ve kendi parçası.
ayağa kalkıyor yanıma gelerek beni dansa kaldırıyor, zayıflamış buluyorum kendisini hemde çok zayıflamış.dans ederken başını göğsüme yaslıyor,bir elimle teselli edercesine başını ve saçlarını okşuyorum  ve gözünden iki damla yaş süzülürken ağzından aynen şu sözler dökülüyor " Keşke! dünde kalabilseydik canım efendim".
Ardından dansı bırakarak yatağının ayak ucuna yere diz çökerek dua edercesine ellerini kaldırarak, mırıldandığı parça "Meğer içimde yanan bir volkan'mış sevgilim",..
Kızkardeşimin platese geç kalıyoruz sözü ile gözlerimi açıyorum, o kadar çok etkiilenmişim ki! bu sözü unutmamak için hemen telefonuma yazmaya çalışıyorum ama nafile yazıyorum siliniyor yazıyorum kaydedemiyorum.. Allah'ım unutmamam gerek, bu söz benim çok önemli diyorum.
bir yandan hazırlanmaya çalışırken bir yandan bunları anlatmaya çalışıyorum, " sakın unutma diyorum" arkadaşıma, aynen, bu kelimelerle, bana bunları söyledi, ve ezberlemek için içimden tekrar ediyorum.
bir buçuk saat gibi bir zaman dilimi sonrasında bir kaç kişiye anlattğımda herkesin de benim kadar etkilendiğini görüyorum.
Kaç saat oldu bu rüyayı gördüğüm ama hala ilginç olacak şekilde etkisindeyim ce düşünüyorum ne söylemek istemiş olabilir. bunca sevdiğim bir sanatcı, kişiliği, yorumu,beste ve güfteleri yanı sıra o muazzam Türkçesiyle beni etkileyen o insanın bana söylediği o sözler ,Ölümünden duyduğum o ilk günkü üzüntü gibi etkilenerek helva yapıp dağıttıığımı biliyor ve bana mesajmı veriyor acaba?