31 Ağustos 2013 Cumartesi

KOŞU PARKURUNDA BİR SÜMÜKLÜ BÖCEK::!

Eni 3 adım uzunluğu 240 m.olan bir parkurda yürüyüşteyim, üçüncü turumda yerde bir salyangoz (süümüklü böcek demeyi tercih ederim, bana daha sevimli geliyor.) üç adımlık yolun yarısında kendine özgü yürüyüşüne devam ediyor.
4.cu turumda henüz bir karış ilerlemişti ve ezilmediğini görünce mutlu oldum, 8.ci turumda yanlış yerde aradığım için  göremeyince panik yaptım, biraz ilerde gördüğümde ise yüzümde yeniden gülücük oluştu, nihayet yolun  kenarına gelebilmişti. 10.cu turumda ise artık çimenlere ulaşmıştı.
ezilmeden istediği yere azimle gitmeyi başardı, geride parlak bir iz bırakmıştı. ben onca tur atttğım halde ardımda bir iz bırakamadım, yanımdan hızla bir genç koşarak uzaklaştı, ardından baktım o da iz bırakmamıştı.

18 Haziran 2013 Salı

DUR YOLCU..!

Dur Yolcu!
Bilmeden basıp geçtiğin bu toprak
Bir devrin battığı yerdir,
Eğilde kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.








“Çanakkale 1915″ yazılmış olan bu destan da ne de güzel ifade edilmiş, Vatan topraklarının kolayca kazanılmadığını onun için emek verilmesi gerektiğini.
Bugün bunca olaylardan sonra durma eylemini başlatan arkadaşımıza teşekkür etmek gerek, insanları durmaya, dolayısıyla düşünmeye sevk ettiği için.
Akşam üzeri evden çıktım birkaç yere uğrayıp Ulus girişindeki ( kadına şiddet ,bir insan hakları ihlalidir), anıtı önünde durmak için.
birkaç şey alıp elimde market poşetleriyle ilerledim. İçimden hala" acaba, insanlar ne der" diye düşünerek biraz da çekinerek ,anıtın önüne dek geldim ve birden elimdeki poşetleri yere bırakarak durma eylemini gerçekleştirmeye başladım, saat 18.50 ve başladım  beklemeye.
İnsan durduğunda, yani hiçbirşey yapmayıp sabit bakarsa kendini sadece düşünürken buluyor ve çok da güzel düşünmeye başlıyor.
daha net daha duru bir düşünme şekli bu!, o sırada sana bakanları hakkında konuşulanları duymuyor kimseyi görmüyorsun.
Ben de düşündüm, tam  19.30 a dek düşündüm, bir ara gözlerimden yaşlar süzüldü sonradan fark ettim.
Bu topraklar hakkında, nice  yitip gidenler, bayrağımıza kan ve can verenler hakkında,nice devrimler için yok olanlar hakkında, ve hala verdiklerimiz hakkında, kimbilir belki de vermeye devam
edeceklerimiz hakkında. düşündüm, bizlere empoze edilmeye çalışılan şeyleri düşündüm, kalplerimize yerleştirilen nefreti düşündüm..tam da insan hakları ihlali anıtı altındaydım, 20 gündür feda ettikleirmizi, elde ettiklerimizi amacımızı ve yine düşündüm bizlere bunca kinle yaklaşanları, hatta onların da durmaları gerektiğini, dururlarsa kendi içlerine dönerek bir bakarlar diye, empatı yeteneği kazanırlar diye düşündüm. Benim Başbakan'a tavsiyemdir, lütfen herhangi bir yerde durun ve düşünün. Ne yapıyorum, neydim, ne oldum, ne yaptım, ne yapmalıyım diye. konuşmalarımı, konuşacaklarımı düşünürüm. hemde sadece 10 dakika  yeterli olacaktır. sizler de durun ve düşünün, geçmişi ,geleceği, yapmak istediklerinizi, hedeflerinizi, sizi sevenleri ve sevdiklerinizi düşünün,ama en önemlisi bu toprakların kolay kazanılmadığını, bu Bayrağın renginin sadece bu topraklar için verilmiş canların kanından geldiğini unutmadan, o kanların heba olmaması için düşünün, ve Bu Vatan için, güzel şeyler düşünün. Bu insanlar inanılmaz güzel insanlar, inanılmaz güzellikteki Türkiye'miz  çok değerlidir ,hiç kimse kolay kolay harcayamaz, Hafızanızın durmaması için bedenen en az 5 dakika yeterli!
NE MUTLU TÜRK'üm diyene..
Emine Çakır

9 Nisan 2013 Salı

Üşüyen yürek..

Yüreği çok üşümüştü,
bir daha ısınamadı.
Buz bir gibi bir gülüşle,
sıcak kahkahalar atmaya çalışıyordu,
olmadı...
Emine Çakır 9.nisan.2013

7 Nisan 2013 Pazar

hani, gitme der diye!


dönüp geriye .
baktığımda elindeydi yüreği
sesi bana kadar geliyordu,
tutup ellerini ,
geri dönesim geldi.

gözleri yerdeydi suçlu gibi
saçları dağınık ve dalgalı
dalgalarnda kaybolasım geldi.

kokusu geldi burnuma
koşup sarılasım geldi
hani! gitme der diye.
oracıkta ölesim geldi.

yağmur gibiydi gözleri
damlalarından öpesim geldi
Emine Çakır
6 nisan 2013

5 Nisan 2013 Cuma

Yağmur Gözlüm..

Yağmur gibiydi gözleri,
damlalarından öpesim geldi.
Emine Çakır 5.nisan.2013

24 Şubat 2013 Pazar

bir garip boğaz turu ve kuş yemi..!


İnanılmaz kalabalıktı Boğaz bugün, bebeler şen şakrak koşturuyor,balık tutuyordu adamlar ,hala minicikti ama balıklar.parklar bahçeler, banklar doluydu insan selinden, 10 da beşi türbanlı, 10da ikisi çarşaflı kadınların
geri kalanını siz düşünün artık. kaş kişi kalmış bu güne. kiminin elinde fotoğraf makinesi, çekmeye çalışıyor hayatın bir kesitini. kimisi yaşamaya çalışıyor hazır bulmuşken böylesi güzel havayı bir nefesde çekerek içine. Deniz pis hem de nasıl? görünmüyor deniz anaları bile pislikten, rengi pembe olmuş suyun nedense. Yatlar var, her birinde 3 ,4 erkek oturmuş muhabbet ediyor, ediyor etmesine de o pisliği nasıl görmezden geliyorlar şaşırıyorum.
Banklarda oturmuş gençler ve yaşlılar, her birinin elinde çekirdek, çitlektikçe mutlu oluyorlar, bir de yerlere atmasalar iyi olacak ama, içimden ikaz etmek geliyor sonra vazgeçiyorum, "amannn sen de diyorum ,bir lokmacık mutlu olmuşlar çitleterek çekirdeklerini ,boşver".
irili ufaklı lüks otolar geçiyor içlerinde sevgililer açmış sesini ,bangır bangır, oralı bile değiller dünyanın. kimisi 5 kişilik araca 7 kişi binerek turlamakta boğazı.
türbanlı bir kızımız ayağında incecikten 14cmlik sivri pabucuyla deliyordu  nemli toprağın henüz yeşerecek can damarını, üstelik "ahh ayakkabım mahvoldu" diye, parkta dolaşarak. ağaçları sökülmüş yerinden ,yeşilllik pek yok ya ! adı park kalmış işte hala nasılsa... bir markete girip fıstık ezmesi alıyorum kuşlara yem vermek için önce fıstık ezmesi sürerek bir ruloya ,üstüne de kuş yemi yapıştırarak bahçemdeki ağaca takmak istiyorum, çünkü evden çıkarken sadece tek bir serçe vardı zakkum ağacında sesini duyarak mutlu olduğum. bari o güzellik gitmesin diye, elimden geleni yapmak için...
E.Ç.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Mahallem..

Evimin hemen bir ön cephesindeki sokağa gitmeyeli meğerse 10 yılı geçmiş, bu akşam biraz dolaşayım dediğim de içimde bir sızı oluştu doğrusu.
bir sokağa bile bu denli özlem duyacağımı hiç sanmıyordum, meğer bir 10 yıl öncesini dahi çok özlemişim..
Yazık olmuş meğerse kaçırdığım bunca yıla. şaşkınlığım. yeni binaların varlığı bir kaç park ve kocaman iş yerlerinin açılmış olmasının yanısıra mahallemin bunca güzel olmasıydı.
meğer ben ne çok seviyormuşum mahallemi, bakkalımı,manavımı ,eczacılarımı ve minik pastanemi ekmek fırınımı, hatta simitçiyi,küçük banka şubesini,bir zamanlar kızım için hergün uğradığım kırtasiyecimizi ve minik tuhafiye dükkanını, çiçekcimizi,demek henüz bütün uğraşlara rağmen hala ayakta duran kirlenmemişliği o güzelim küçük mahalle oluşunu ,esnafların duruşunu.büyümüş olan bunca ağaçların farkına vardım bu akşam.hatta her sabah ibrahim tatlıses taklidi yaparak halay çeken engelli gencimizi hatırladım.Camdan bir seslensem bir sürü insanın yardıma koşacagından emin olduğum, kaçırdığım bunca yıl ama bozulmamış mahallem çok şükür..herkesin birbirine sevgiyle baktığı saygılı davrandığı, kimsenin ayrımcı olmadığı bir yerdeyim, burda yaşlanacağım kesin. sevdiğim insanların arasında.bana sunulan bu hediyenin keyfine vararak..


,