Yine bir Türk genci elinde bir iki evrak bizimle birlikte trene bindi, lisanın gözünü seveyim, türkçe konuşunca ilgi çekiyoruz ya! hemen gülüp yaklaşıyorlar, nerden diyenler kendini tanıtanlar sanırım hasret çekenler bunlar bizde konuşuyoruz haliyle.
yardım etti şurda inin diyerek ve kendinen bahsetti.
anne baba ayrılmış baba hollada'da'da evli kendisi de orta ikiden terk ,babası çağırmış gelmiş, biraz zorluk çekmiş ama alışmış sonunda.
Türkiye'de olsam bu konuma gelemezdim diyor, neden? diyorum, burda okuyabildim diyor, Türkiye'de okumak zor, bir kere dibe indinmi bir daha imkansız yukarı çıkamazsın,ama burda birkaç kezde düşsen yine çıkacak bir yol mutlaka var! dedi, sınav dahi yapmamışlar ,basit bir matematik sınavı sonrası çok yukardan başladım okumaya dedi, sonraki yıl beni biraz geri çektiler dil için dedi ama sonraki yıl yeniden yukardan başladım ve üni. bitirdim kolayca diye cevapladı, o ara tel geldi şakır şakır hollanda'ca konuştu. Engelliler okulunda eğitmenim dedi, burada %52 vergi veriyoruz sadece o kötü ama karşılığında okumak ve sağlık ücretsiz diyede ilave etti. ben utandım. bizde okullar paralı dedim, paran yoksa okuyamazsın sağlıkda aynı şekilde parayla yoksa sürünürsün, üstelikde bizde de burdaki kadar nerdeyse vergi var dedim benzin de şu kadar dedim biliyoruz zor durumunuz dedi, ama yine de Türkiye'de olmak isterdim diye de sözü bitrdi ve ineceği duraga gelmişti..