27 Eylül 2012 Perşembe

SİLME TOMURCUK KASIMPATLARI....!

 
Silme tomurcuk kapladı kasımpatları,
Sense yoksun yine,
Silme bıraktığın ayak izlerini  silme.
Hani giderken bıraktığın kokun vardı ya!
Hepsi sinmiş üzerine kasımpatların.
Şimdi ,silme tomurcuk kapladı kasımpatları,
Açmasını beklerken her birinin ,aklıma geliyor yine ,
Henüz başlamış aşkların baharda yok oluşları gibi,
Silme ne olur silme! giderken bıraktığın ayak izlerini,
Silme ki ! açabilsin, silme tomurcuk kaplayan kasımpatları..
Emine Çakır
27.eylül.2012


(Sevgili Ayşecan'ın cümlesinden ilham gelmiştir..)

17 Eylül 2012 Pazartesi

"Öğretmenler gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır.”

CUMHURİYET'imizin kurucusu BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK'ün Öğretmenlerimize ithaf ettiği bu söz bir  çok şeyi anlatıyor. kısa ve öz.
"Öğretmenler gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır.”


Bizler de böylesi değerli Öğretmenler ellerinde eğitim ve öğretim gördük, vatan, millet sevgisi yürekli ve cesur Öğretmenler tarafıdan bizlere verildi.
Peki! şimdi bu nesil nerden çıktı ,böylesine sarhoş ve bilgisiz, vatan sevgisini maddiyatla ölçen, millet sevgisi ise hiç olmayan bir nesil, Öğretmenlerimiz nerdeydi, neyle meşguldular ki! böylesi bir nesil meydana çıktı. daha vatanın tarihçesini dahi bilmeyen, ATATÜRK'ü tanımayan bir gençlik ne zaman türedi diye merak ediyorum. Bugün bulunduğumuz noktada artık Cumhuriyet için tehlike çanları çalmaya başladı ne yazıkki! Okullar değişikliğe uğradı. O halde bugün yine yeniden eğitimde bu slogana kulak vermeli ve önemle üzerinde durmalıyız..

"Öğretmenler gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır.” 

bugün okullar açıldı, hemen bitişiğmde bir ilkokul var, kalkıp camı açtım, öğrenciler sıraya geçtiler, büyük Önder CUMHURİYET'imizin KURUCUSU ATATÜRK ve silah arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İSTİKLAL marşımız okundu ve hemen ardından AND'ımız okundu, gözlerim yaşardı. bugüne dek böylesine yürekten beklemeişmitim okul açılışını, beklediğime değdi, ama ya diğer okullarda neler oldu bilemiyorum, düşünmek de istemiyorum. Okul müdürünü , öğretmenleri ve öğrencileri camdan ağlayarak ,yürekten alkışladım..)
Emine Çakır

14 Eylül 2012 Cuma

bir bardak deniz suyu..!

Bir bardak deniz suyu ver bana ne olur,
mavisinden de koy bolca,manzarası da olmalı..
ama içine tuz yerine şeker koy,
karnım ağrıdığında, annem şekerli su içirirdi bana  geçerdi
yine geçermi dersin?
emine çakır
14.eylül.2012


6 Ağustos 2012 Pazartesi

Paris'deki KAMİL

Paris'in nerdeyse orta yerinde diyebileceğim kocaman bir anıt, adını unuttum ne anıtıydı şimdi ama neredeyse 10 metreye varan kısmındaki kocaman ve siyah bir renle yazılmış KAMİL yazısını hiç unutmayağım kesinlikle.
kimbilir hangi akıllı taa oralara çıkıp adını anıtın üzerine yazarak ölümsüzleştirdi ve bu yaptığıyla gurur duyuyor...!

Hollanda'da eğitim ve sağlık.

Yine bir Türk genci elinde bir iki evrak bizimle birlikte trene bindi, lisanın gözünü seveyim, türkçe konuşunca ilgi çekiyoruz ya! hemen gülüp yaklaşıyorlar, nerden diyenler kendini tanıtanlar sanırım hasret çekenler bunlar bizde konuşuyoruz haliyle.
yardım etti şurda inin diyerek ve kendinen bahsetti.
anne baba ayrılmış baba hollada'da'da evli kendisi de orta ikiden terk ,babası çağırmış gelmiş, biraz zorluk çekmiş ama alışmış sonunda.
Türkiye'de olsam bu konuma gelemezdim diyor, neden? diyorum, burda okuyabildim diyor, Türkiye'de okumak zor, bir kere dibe indinmi bir daha imkansız yukarı çıkamazsın,ama burda birkaç kezde düşsen yine  çıkacak bir yol mutlaka var! dedi, sınav dahi yapmamışlar ,basit bir matematik sınavı sonrası çok yukardan başladım okumaya dedi, sonraki yıl beni biraz geri çektiler dil için dedi ama sonraki yıl yeniden yukardan başladım ve üni. bitirdim kolayca diye cevapladı, o ara tel geldi şakır şakır hollanda'ca konuştu. Engelliler okulunda eğitmenim dedi, burada %52 vergi veriyoruz sadece o kötü ama karşılığında okumak ve sağlık ücretsiz diyede ilave etti. ben utandım. bizde okullar paralı dedim, paran yoksa okuyamazsın sağlıkda aynı şekilde parayla yoksa sürünürsün, üstelikde bizde de burdaki kadar nerdeyse vergi var dedim benzin de şu kadar dedim biliyoruz zor durumunuz dedi, ama yine de Türkiye'de olmak isterdim diye de sözü bitrdi ve ineceği duraga gelmişti..

Amsterdam ve insana verilen değer..

Amsterdam'da kayboluş ve insan hakları...!
iki günlük bir Amsterdam seyahatindeki ikinci gün, deli gibi gezdik eğlendik ve otele dönüş için trene bindik ,gece saat 1'i son tren olduğunu biliyoruz, hava alanına yakın bir yerde konaklıyoruz epey mesafe var yani .
bindiğimiz tren meğerse hava alanından sonra rotasını değiştiriyor roterdam'a doğru yol alıyormuş, tam geldik hani iniyoruz diye hareket ettik, kapıya yaklaştık ama nafile tren durmadı üstelik yola devam ediyor. kondüktör bizi gördü türkçe konuştuğumuzu duyunca bir abooovvv çekerek bizi selamladı, nereye diye sordu, ineceğimizi söyledik ama olmazzz diyerek başını salladı, beni bir telaş aldı ama Ezgi rahattı nasılsa derdimizi anlatacaktı. adam içeri gitti bir iki telsiz konuşması yaptı yeniden gelerek konuşmaya başladı, Türk'müş ,babası nevşehir'li annesi kırşehir'li imiş, 4 yaşında hollanda'ya gelmiş adı Metin özcan'mış ,çok sevindim tabiki! güler yüzü ve bizi rahatlatmak için yaptığı şakalarla güldürmeyi de başardı.biraz muhabbet sonrası bir kağıda birşeyler yazdı soyadımı sordu onuda bir kağıda yazdı ve bize verdi şimdi ineceksiniz, siiz bir taksi bekliyor bu şifreyi ona gösterin soyadınızı söyleyin sizi otelinize kadar götürüp teslim edecek ve bir kuruş dahi ödemeyecksiniz, N S ödeyecek sizin adınıza ücreti diyerek yolu tarif etti indik. Garın etrafında iki tur attıktan ve taksilere sorarak yok öyle bir şey diye cevap aldıuktan sonra tam da bizi kandırdı diye düşünürken farkı bir polise daha soralım dedik. elimizdeki kağıdı gösterdik hemen ilgilendiler ve bizimle konuşarak buralar pek tekin yer değildir diye kendisi bizi taksiye kadar götürdü, taksi dedğimiz bir minübüsdü ve bizi bekliyordu gerçekten. adımızı ve şifremizi söyledik bizi hemen aracın için oturtdular ve 2 saat kadar süren bir yolculuktan sonra otelimize teslim ederek şimdi rahat bir uyku çekin diyerek iyi dileklerini de ileterek gittiler. ve ben hala otele geldiğime ınanamıyorum sistem beni hem şaşırtmış hemde korkutmuştu.aynı olay Türkiye'de başıma gelseydi diye düüşünmeden edemiyorum. onca yol, ıssız ve inanılmaz büyük bir gar ve sağ salim otele dönüş nasıl olurdu diye merak ediyorum. İnsana değer vermek böyle bir şey olmalı...!