6 Ağustos 2012 Pazartesi

Paris'deki KAMİL

Paris'in nerdeyse orta yerinde diyebileceğim kocaman bir anıt, adını unuttum ne anıtıydı şimdi ama neredeyse 10 metreye varan kısmındaki kocaman ve siyah bir renle yazılmış KAMİL yazısını hiç unutmayağım kesinlikle.
kimbilir hangi akıllı taa oralara çıkıp adını anıtın üzerine yazarak ölümsüzleştirdi ve bu yaptığıyla gurur duyuyor...!

Hollanda'da eğitim ve sağlık.

Yine bir Türk genci elinde bir iki evrak bizimle birlikte trene bindi, lisanın gözünü seveyim, türkçe konuşunca ilgi çekiyoruz ya! hemen gülüp yaklaşıyorlar, nerden diyenler kendini tanıtanlar sanırım hasret çekenler bunlar bizde konuşuyoruz haliyle.
yardım etti şurda inin diyerek ve kendinen bahsetti.
anne baba ayrılmış baba hollada'da'da evli kendisi de orta ikiden terk ,babası çağırmış gelmiş, biraz zorluk çekmiş ama alışmış sonunda.
Türkiye'de olsam bu konuma gelemezdim diyor, neden? diyorum, burda okuyabildim diyor, Türkiye'de okumak zor, bir kere dibe indinmi bir daha imkansız yukarı çıkamazsın,ama burda birkaç kezde düşsen yine  çıkacak bir yol mutlaka var! dedi, sınav dahi yapmamışlar ,basit bir matematik sınavı sonrası çok yukardan başladım okumaya dedi, sonraki yıl beni biraz geri çektiler dil için dedi ama sonraki yıl yeniden yukardan başladım ve üni. bitirdim kolayca diye cevapladı, o ara tel geldi şakır şakır hollanda'ca konuştu. Engelliler okulunda eğitmenim dedi, burada %52 vergi veriyoruz sadece o kötü ama karşılığında okumak ve sağlık ücretsiz diyede ilave etti. ben utandım. bizde okullar paralı dedim, paran yoksa okuyamazsın sağlıkda aynı şekilde parayla yoksa sürünürsün, üstelikde bizde de burdaki kadar nerdeyse vergi var dedim benzin de şu kadar dedim biliyoruz zor durumunuz dedi, ama yine de Türkiye'de olmak isterdim diye de sözü bitrdi ve ineceği duraga gelmişti..

Amsterdam ve insana verilen değer..

Amsterdam'da kayboluş ve insan hakları...!
iki günlük bir Amsterdam seyahatindeki ikinci gün, deli gibi gezdik eğlendik ve otele dönüş için trene bindik ,gece saat 1'i son tren olduğunu biliyoruz, hava alanına yakın bir yerde konaklıyoruz epey mesafe var yani .
bindiğimiz tren meğerse hava alanından sonra rotasını değiştiriyor roterdam'a doğru yol alıyormuş, tam geldik hani iniyoruz diye hareket ettik, kapıya yaklaştık ama nafile tren durmadı üstelik yola devam ediyor. kondüktör bizi gördü türkçe konuştuğumuzu duyunca bir abooovvv çekerek bizi selamladı, nereye diye sordu, ineceğimizi söyledik ama olmazzz diyerek başını salladı, beni bir telaş aldı ama Ezgi rahattı nasılsa derdimizi anlatacaktı. adam içeri gitti bir iki telsiz konuşması yaptı yeniden gelerek konuşmaya başladı, Türk'müş ,babası nevşehir'li annesi kırşehir'li imiş, 4 yaşında hollanda'ya gelmiş adı Metin özcan'mış ,çok sevindim tabiki! güler yüzü ve bizi rahatlatmak için yaptığı şakalarla güldürmeyi de başardı.biraz muhabbet sonrası bir kağıda birşeyler yazdı soyadımı sordu onuda bir kağıda yazdı ve bize verdi şimdi ineceksiniz, siiz bir taksi bekliyor bu şifreyi ona gösterin soyadınızı söyleyin sizi otelinize kadar götürüp teslim edecek ve bir kuruş dahi ödemeyecksiniz, N S ödeyecek sizin adınıza ücreti diyerek yolu tarif etti indik. Garın etrafında iki tur attıktan ve taksilere sorarak yok öyle bir şey diye cevap aldıuktan sonra tam da bizi kandırdı diye düşünürken farkı bir polise daha soralım dedik. elimizdeki kağıdı gösterdik hemen ilgilendiler ve bizimle konuşarak buralar pek tekin yer değildir diye kendisi bizi taksiye kadar götürdü, taksi dedğimiz bir minübüsdü ve bizi bekliyordu gerçekten. adımızı ve şifremizi söyledik bizi hemen aracın için oturtdular ve 2 saat kadar süren bir yolculuktan sonra otelimize teslim ederek şimdi rahat bir uyku çekin diyerek iyi dileklerini de ileterek gittiler. ve ben hala otele geldiğime ınanamıyorum sistem beni hem şaşırtmış hemde korkutmuştu.aynı olay Türkiye'de başıma gelseydi diye düüşünmeden edemiyorum. onca yol, ıssız ve inanılmaz büyük bir gar ve sağ salim otele dönüş nasıl olurdu diye merak ediyorum. İnsana değer vermek böyle bir şey olmalı...!

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Ve, bir yıldızım daha eksildi hayatımdan. (M.Işın'a)

Ve, bir yıldızım daha eksildi hayatımdan.
duyduğumda inanamadığım bir kaybım daha oldu ne yazık ki! ,
ailemden birisi,sevdiklerimden, dost ,arkadaş ve ağbimdi.daha bir kaç hafta önce epeyce uzun bir konuşma yapmıştım, bir ameliyat geçirmiş, yine her zamanki gibi bana öğütler verdi. bir hafta sonra ararammı söylemişti ama ben arayamadım, hep bir işim mazaretim çıktı. hiç bir şeyi geciktirmeyin lütfen, şimdi içime dert olacak biliyorum, ama o affedecek beni yine.
o misyonunu doldurdu, mutluydu, çocukları ve eşi onu çok mutlu etti o da herkesi mutlu etti, kimseyi kırmadı, herkesi ve herşeyi sevdi. hiç  mi? şikayet etmezdi bir insan o etmedi.
aceleyle, mutluluğunu yaşadı, çocuklarını evlendirdi ve göçtü gitti. kimbilir belki de gittiği terde tatil yapacaktır.
Allah gittiğin yerde de seni mutlu edecek ,yolun ışık ,yerin cennet olacak eminim. biliyorum sevenlerini orda bekleyecek ve karşılayacaksın abicim ve seni çok özlicem biliyorum, bende çok emeğin var hakını helal et. görüşmek üzere..!

15 Temmuz 2012 Pazar

sokak çalgııcısı..!

Sıcak çok sıcak bir İstanbul gününde evde oturursun .hani gidecek ve yapacak bir şey yoktur.
yine öylesi günlerden biri bugün.
hava inanılmaz sıcak ve rutubetli, yapış yapış sanki herşey.
sevdiklerinin her biri bir yerdedir, hepsini görmek istersin ama gidecek hal bırakmamıştır sende sıcak. yapacak pek de bir şey yok aslında, gidilecek yerlerin planından başka.
oturursun cam kenarında belki de elinde bir kahve.
kahve beni her zaman rahatlatır nedense, kokusu tadı bir başkadır. bir dost,bir paylaşımdır, güzeldir kısaca.
dışarda bir akardion sesi, "şimdii uzaklardasın" seslendiriyor belliki yabancı bir sokak sanatçısı. öyle güzel geliyor ki sesi, hüzünlü ve yanlızlık kokan bir sestir, kalkıp dinlemek istiyorum . birazda para atarak bir eylemde bulunayım dedim.
beni her zaman hüzünlendirmiştir sokak çalgıcıları, baktım, en fazla 30 yaşlarında,başında bir şapka yana yatırmış, güneşten kızarmış suratı yanında da minik bir oğlan çocuğu sevimli cin  gibi birşey, hemen yukarı doğru baktı el salladı, müziği dinleyemedim bile bir iki parça birşey istedi, parayı aldı ,bekle dedim, hemen birkaç parça öteberi ,hazırladım ve balkondan attım. gülerek uzaklaştı eğildi çocuk terşekkür için birde öpücük attı ,sarışındı dalgalı saçları ve minik elleri vardı. uzaklaştılar birlikte,"üsküdar'a gider iken aldıda bir yağmur" çalarak, sesi gittikçe  uzaklaşarak ve bende bir tebessüm bırakarak....! 14.temmuz 2012 saat 18

26 Haziran 2012 Salı

sabahlar umutla başlamalı

sabah umutla uyanmalı, kötülükler kendini yok etmeli,yıkanmalı toprak bir güzel kokusunu duyana dek,çiçekler, çiçekler açmalı umutla, özgürce dolaşmalı kuşlar ,çocuklar hep gülmeli şekerleri ellerindeymişcesine pembeleşmiş yanakları ,gelinler mutlu olmalı ,özlemle beklemeler bitmeli yarın ve daha yarın..E:Ç