24 Mart 2012 Cumartesi
İYİ BİR ÇAY DEMLEME NASIL YAPILIR...
İYİ BİR ÇAY DEMLEME NASIL YAPILIR... öncelikle dökme çayı hiç yıkamadan demliğin içine koyuyoruz; ardından yine demliğin içine çayın en üst noktası su altında kalacak kadar oda sıcaklığında su konur. Altındaki hazneye de yine oda sıcaklığında su konur. Demliğin burun kısmı bir peçete parçasıyla kapatılır ve içerideki buharın dışarı çıkması engellenir. Çaydanlığın alt haznesinden gelen ısı, yukarıdaki çayı yavaş yavaş ısıtır. Bu süreç yeni tanışan iki kişinin sohbetine benzer; muhabbetin zirvesine ulaşmak için ön bir tanışma gerekir. Ardından alt haznedeki su kaynayınca, demliğin tam merkezine yavaşça dökülür. Ardından demliğe yeniden oda sıcaklığında su eklenir ve orta ateş kaynama süresine devam edilir. Toplam demleme 45 dakika kadar sürer. Çay demlendiğinde, bardaklara dem sadece bir parmak kalınlığında servis yapılır. Çay tavşan kanı bir renkte servis yapılır ve afiyetle içilir. Tecrübeyle sabit ilginç bir değerlendirme de, bu şekilde demlenen çayın aradan zaman geçtikte daha da güzelleşmesine ilişkindir. Üç saat sonra aynı çayı içtiğinizde, çay ilk demlendiğinden çok daha güzel bir lezzet sunmaktadır. Bu demleme yöntemiyle kaliteli bir çay harika, kalitesiz bir çay dahi “iyi” olmaktadır. Tandoğan ailesine tarif için teşekkürler diyorum.
16 Mart 2012 Cuma
ARADA BİR BİRİKTİRDİKLERİNE BAKMALI İNSAN..
İnsanlar arada neler biriktirdiklerie bakmalı diye düşünürüm..
Kaybettiklerim ve kazandıklarım diye baktığımda , kaybetmiş saymıyorum kendimi, hatta gün geçtikçe daha da çok kazanmış ve ilaveler yapmışım yaşantıma,
Bir sürü dostluk biriktirmişim ve bir çok sevgiler eklemişim. gün geldiğinde yeşerecek bir sürü de sevgilerim var daha ilerde dostluğa dönüşecek..
bugün bir dostumun ,can arkadaşımın babasının ölümüyle sarsıldım, oysa çok değil daha bir hafta kadar önce iyileştiğini konuşup sevinmiştik birlikte, uzakta olmanın verdiği ağırlık var üstümde, keşke yanında olup acısını paylaşabilsem hafiflermiydi acaba biraz da olsa!
Hiç sanmıyorum ,ben Annemi kaybedeli 28 yıl oluyor ama acısı hala dün gibi aklımda kalbimde hissediyorum, hatta gittikçe özlemi artıyor.
Dostları olmalı insanın, yanında olabilecek,.
acını seninle paylaşabilecek sevincini neşeyle kabul edecek ve senin kadar sevinip mutlu olabilecek...
Kaybettiklerim ve kazandıklarım diye baktığımda , kaybetmiş saymıyorum kendimi, hatta gün geçtikçe daha da çok kazanmış ve ilaveler yapmışım yaşantıma,
Bir sürü dostluk biriktirmişim ve bir çok sevgiler eklemişim. gün geldiğinde yeşerecek bir sürü de sevgilerim var daha ilerde dostluğa dönüşecek..
bugün bir dostumun ,can arkadaşımın babasının ölümüyle sarsıldım, oysa çok değil daha bir hafta kadar önce iyileştiğini konuşup sevinmiştik birlikte, uzakta olmanın verdiği ağırlık var üstümde, keşke yanında olup acısını paylaşabilsem hafiflermiydi acaba biraz da olsa!
Hiç sanmıyorum ,ben Annemi kaybedeli 28 yıl oluyor ama acısı hala dün gibi aklımda kalbimde hissediyorum, hatta gittikçe özlemi artıyor.
Dostları olmalı insanın, yanında olabilecek,.
acını seninle paylaşabilecek sevincini neşeyle kabul edecek ve senin kadar sevinip mutlu olabilecek...
11 Mart 2012 Pazar
SEN BENİM HEM SEVİNCİM HEMDE ACIMDIN.!
Evliliklerin sadece sevinçler ve mutluluklarla dolu olduğunu sanmak biraz yanılgı olur.
bir flim izledim muhteşemdi , Clooney'in sarfettiği sözler içime öylesine dokundu ki anlatamam.
"sen benim hem sevincim hem acımdın Elizabeth" diyen aktrist tüm izleyenleri bu son sahneye kitledi.
üstelik ihaneti görmüş ve yıllardır kandırılmıştı ama ölüm döşeğindeki kadına bu sözlerle veda etti..
lütfen herkes gidip izlesin ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz. (SENDEN BANA SON KALAN, GEORGE CLOONEY)
bir flim izledim muhteşemdi , Clooney'in sarfettiği sözler içime öylesine dokundu ki anlatamam.
"sen benim hem sevincim hem acımdın Elizabeth" diyen aktrist tüm izleyenleri bu son sahneye kitledi.
üstelik ihaneti görmüş ve yıllardır kandırılmıştı ama ölüm döşeğindeki kadına bu sözlerle veda etti..
lütfen herkes gidip izlesin ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz. (SENDEN BANA SON KALAN, GEORGE CLOONEY)
8 Mart 2012 Perşembe
Bugün 8.mart kadınlar günü ya hani!
Bugün 8.mart kadınlar günü ya hani!
daha önce yazdığım yazıda olduğu gibi ,herkes ama herkes kutlama mesajları yollamış, bu güne inanan, inanmayan, kadına zülmeden ,etmeyen.
Aynı gün gazete başlıklarında kartısı asit dökerek yakan adam boşanmak isteyen karısını bilmem kaç yerinden dşerek öldüren adam, hatta sadece kadın olduğu ve düşüncesi için yıllardır hapis istemiyle yargılanan bir kadın fotoğrafları ile dolu, hemen altında ise kadınlar gününüz kutlu olsun diye garip mesajlar..
olmayan bir günün kutlaması olursa bence kadına hakaretten başka bir şey değildir bu, hem dövecek hem söveceksin, tecavüz edeceksin, evde, tarlada, işte heryerde çalıştıracaksın sonra da bu sana kutlama diyerek birgün kutlama yapacaksın sırf gözlerini boyamak için, cahil kalması için elinden geleni yapacaksın, okutmayacaksın, çalıştırmayacaksın, küçük yaşta evlendirmeye kallacaksın sonra birgün bak sana bu övgüdür tüm bunları sana yaptığımız için kutluyorum diyeceksin..
yine sırf kadın olduğu için taciz edeceksin,"saçı uzun aklı kısa" sen ne anlarsın diye küçük göreceksin, işe almayacaksın, gece sokakta görsen tecavüz bile etme hakkını kendinde göreceksin, ne bu böyle "kadın gibi gülme" bile diyeceksin, utanmadan birde üstüne dalga geçer gibi bu gün senin günün hadi kutlu olsun, diyeceksin.....
Ne zaman insan olduğunuzun farkına varırsınız, ne zaman insan gibi davranırsınız ,kadınların da sizden daha da yüce üstün varlıklar olduğunu anlayabilirsiniz , beyniniz sadece insan beyni gibi çalışır,kadınların kazanılmış haklarını ihlal etmemeyi bilirsiniz, sevgili olursunuz,davranışlarınız değişir insan gibi adam gibi olunrsunuz işte o zaman asıl kutlama yapılabilir, hatta insanlık günü adı altında kutlansa çok daha iyi olur....
daha önce yazdığım yazıda olduğu gibi ,herkes ama herkes kutlama mesajları yollamış, bu güne inanan, inanmayan, kadına zülmeden ,etmeyen.
Aynı gün gazete başlıklarında kartısı asit dökerek yakan adam boşanmak isteyen karısını bilmem kaç yerinden dşerek öldüren adam, hatta sadece kadın olduğu ve düşüncesi için yıllardır hapis istemiyle yargılanan bir kadın fotoğrafları ile dolu, hemen altında ise kadınlar gününüz kutlu olsun diye garip mesajlar..
olmayan bir günün kutlaması olursa bence kadına hakaretten başka bir şey değildir bu, hem dövecek hem söveceksin, tecavüz edeceksin, evde, tarlada, işte heryerde çalıştıracaksın sonra da bu sana kutlama diyerek birgün kutlama yapacaksın sırf gözlerini boyamak için, cahil kalması için elinden geleni yapacaksın, okutmayacaksın, çalıştırmayacaksın, küçük yaşta evlendirmeye kallacaksın sonra birgün bak sana bu övgüdür tüm bunları sana yaptığımız için kutluyorum diyeceksin..
yine sırf kadın olduğu için taciz edeceksin,"saçı uzun aklı kısa" sen ne anlarsın diye küçük göreceksin, işe almayacaksın, gece sokakta görsen tecavüz bile etme hakkını kendinde göreceksin, ne bu böyle "kadın gibi gülme" bile diyeceksin, utanmadan birde üstüne dalga geçer gibi bu gün senin günün hadi kutlu olsun, diyeceksin.....
Ne zaman insan olduğunuzun farkına varırsınız, ne zaman insan gibi davranırsınız ,kadınların da sizden daha da yüce üstün varlıklar olduğunu anlayabilirsiniz , beyniniz sadece insan beyni gibi çalışır,kadınların kazanılmış haklarını ihlal etmemeyi bilirsiniz, sevgili olursunuz,davranışlarınız değişir insan gibi adam gibi olunrsunuz işte o zaman asıl kutlama yapılabilir, hatta insanlık günü adı altında kutlansa çok daha iyi olur....
3 Mart 2012 Cumartesi
Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu O'na sahip olan Türk milletine...
Kadınlar günü...,
..
Anneler günü, Babalar günü, sevgililer günü, falanca günü ,filanca günü ,bla bla bla günü ve kadınlar günü...
365 günlerin her birisi ,bir meslek ve canlı gününe ayrılmış,böyle olacağına hergün insana saygı, doğaya saygı ve yaşama saygılı davranılsa fenamı olur.!
her zaman söylüyorum ,doğa bir gün insanlıktan intikamını alacak diye, almaya başladı bile ama hala insanoğlu anlamazdan gelerek kötülük yapmaya devam ediyor.
hergün bayrammış gibi hergün anneler günü veya kadınlar günüymüş gibi davransak, kadınların en azından verilmiş yada kazanılmış haklarını korusak, ellerinden almaya kalkışmasak ve hatta kadın olarak söylüyorum, bu haklarımızı savunabilsek, ileriye gidemiyorsak bile elimizdekileri korumanın yollarını bulsak..
kadınlar günü diyerek şimdi bir hafta tv de gazatede ahkam kesilecek ,günlerce konuşup durulacak..
hele de erkekler, kadınlar hakkında atıp tutacak..
kadına saygı, insana saygıdan geçer, insana saygı ise önce kendine saygıdan geçer, kendine saygın varsa herşeye saygılı davranacaksın , kimse de edinilmiş haklarından olmayacak hatta dahada ileriye gidebilecek.
iyi ki! bir kadın olarak dünyaya gelmişim ,diyorum ve iyi ki! kazanılmış haklarımı zorda savunabiliyorum..
Türkiye'de kadınlar ATATÜRK'ün girişimiyle 20 Mart 1930'da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933'te Köy Kanunu'nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık1934'te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular.
Fransa ve İtalya!da ise 1946, İsviçre!de ise 1971 de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır..
Atatürk Devrimleri' nin en önde gelenlerinden birisidir. 1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren ve Türk kadınlarını "şeriat" zincirinden kurtaran Medeni Kanun ile, Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların iade edilmesinin temeli oluşmuştur.
Haydi bakalım, KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ( sadece bir günlüğüne..!)
..
Anneler günü, Babalar günü, sevgililer günü, falanca günü ,filanca günü ,bla bla bla günü ve kadınlar günü...
365 günlerin her birisi ,bir meslek ve canlı gününe ayrılmış,böyle olacağına hergün insana saygı, doğaya saygı ve yaşama saygılı davranılsa fenamı olur.!
her zaman söylüyorum ,doğa bir gün insanlıktan intikamını alacak diye, almaya başladı bile ama hala insanoğlu anlamazdan gelerek kötülük yapmaya devam ediyor.
hergün bayrammış gibi hergün anneler günü veya kadınlar günüymüş gibi davransak, kadınların en azından verilmiş yada kazanılmış haklarını korusak, ellerinden almaya kalkışmasak ve hatta kadın olarak söylüyorum, bu haklarımızı savunabilsek, ileriye gidemiyorsak bile elimizdekileri korumanın yollarını bulsak..
kadınlar günü diyerek şimdi bir hafta tv de gazatede ahkam kesilecek ,günlerce konuşup durulacak..
hele de erkekler, kadınlar hakkında atıp tutacak..
kadına saygı, insana saygıdan geçer, insana saygı ise önce kendine saygıdan geçer, kendine saygın varsa herşeye saygılı davranacaksın , kimse de edinilmiş haklarından olmayacak hatta dahada ileriye gidebilecek.
iyi ki! bir kadın olarak dünyaya gelmişim ,diyorum ve iyi ki! kazanılmış haklarımı zorda savunabiliyorum..
Türkiye'de kadınlar ATATÜRK'ün girişimiyle 20 Mart 1930'da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933'te Köy Kanunu'nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık1934'te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular.
Fransa ve İtalya!da ise 1946, İsviçre!de ise 1971 de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır..
Atatürk Devrimleri' nin en önde gelenlerinden birisidir. 1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren ve Türk kadınlarını "şeriat" zincirinden kurtaran Medeni Kanun ile, Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların iade edilmesinin temeli oluşmuştur.
Haydi bakalım, KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ( sadece bir günlüğüne..!)
ANI yaşamalı insan...!
Bu günün üstüste gelen ölüm olayları,hayatın gerçeğidir bilirsin ama nedense kabullenemezsin bir türlü..
gittikçe ,arkadaşların gider birer birer ve sen kendine de sıra gelecek diye düşünür durursun garip şekilde ya hani!
yanlızlıga bir kez daha takılır kalırsın, öyle günlerden birgün yine..
hayat ne kadar tuhaf, bilerek ölümün kaçınılmaz olduğunu kabullenmek bir o kadar da acıtmak içini..
sadece insanlar kabullenmiş ölümü, taş dahi çatlamış diye bir söz var eskilerden.
Allah sabır veriyor desem değil, ama dayanma gücü veriyor doğru istediğin kadar sabretme ne çıkar, ama dayanabiliyorsun hatta öyle bir şey ki! bir iki saat sonra gülebiliyorsun bile. insanlar nankörmü yani? gülebiliyor diye eleştrmekmi gerek?
Yaşamak çok güzel bir olay, her ne olursa olsun hayatta ,yaşamak çok güzel..
her şey bitmeden, yitirmeden sevdiklerini, gecikmeden ,hayatın gerisinden bakmayı bırakarak yaşamayı seçmeli, sevdiğini söylemelisin,
geçmişle yaşamak sadece hayatı izlemektir, içinde olmalısın hayatın, o halde ANI yaşamalı insan...
gittikçe ,arkadaşların gider birer birer ve sen kendine de sıra gelecek diye düşünür durursun garip şekilde ya hani!
yanlızlıga bir kez daha takılır kalırsın, öyle günlerden birgün yine..
hayat ne kadar tuhaf, bilerek ölümün kaçınılmaz olduğunu kabullenmek bir o kadar da acıtmak içini..
sadece insanlar kabullenmiş ölümü, taş dahi çatlamış diye bir söz var eskilerden.
Allah sabır veriyor desem değil, ama dayanma gücü veriyor doğru istediğin kadar sabretme ne çıkar, ama dayanabiliyorsun hatta öyle bir şey ki! bir iki saat sonra gülebiliyorsun bile. insanlar nankörmü yani? gülebiliyor diye eleştrmekmi gerek?
Yaşamak çok güzel bir olay, her ne olursa olsun hayatta ,yaşamak çok güzel..
her şey bitmeden, yitirmeden sevdiklerini, gecikmeden ,hayatın gerisinden bakmayı bırakarak yaşamayı seçmeli, sevdiğini söylemelisin,
geçmişle yaşamak sadece hayatı izlemektir, içinde olmalısın hayatın, o halde ANI yaşamalı insan...
1 Mart 2012 Perşembe
BİR DOĞUM OLAYI..!
Veee ,!
bir doğum olayı, apartman görevlimizin zili çalmasıyla şaşırdım, çünkü servis saati değildi, ve genelde benim zilimi pek çalmaz.
hayırdır diyerek açtım kapıyı ve maalesef gelinlerinin doğum yapmak için gittiği hastanede ne yazık ki! komaya girdiğini söyledi, ağlamaklı gözlerle. birden canım son derece sıkıldı.
hemen hastaneye gitmem gerekiyor diyerek izin istedi, (yönetici olmam sebebiyle)..
tabiki hemen git ve ihtiyacın olduğu zaman hemen ara diyerek tenbih ettim, gideli yarım saat olmadan telefon geldi bebek maalesef kaybedilmiş anne ise komada, normal doğum yapılamamış ve 20 dakika kadar kanamalı olarak bekletilmiş.ama nedense doktorların sezaryen tercih etmemesi sonucu olanlar olmuş,
bir anne ve yitik bir bebek, ne umutlarla beklenmiş güzellikler şimdi yok.(
anlşık yaşayacaksın diye boşa denmiyor, biraz önceki hiçbirşey aynı şekilde devam etmiyor her an değişikliğe uğrayabiliyor hayat, o halde büyük umutlar da beslenmemelimi?
insanları sınıflandırmayı sevmem ama bu durum özel hastanede olsa ne olurdu diye merak etmiyor değilim, ve sonrası neler olurdu diye.
Anneye kan aranıyor, allah'tan bulunan bir kan ve ailesi başında bekliyor.
umutların ve geleceğin bittiği bir gün daha ve maalesef insana değer verilmiyor..
üzücü olan bu...!
bir doğum olayı, apartman görevlimizin zili çalmasıyla şaşırdım, çünkü servis saati değildi, ve genelde benim zilimi pek çalmaz.
hayırdır diyerek açtım kapıyı ve maalesef gelinlerinin doğum yapmak için gittiği hastanede ne yazık ki! komaya girdiğini söyledi, ağlamaklı gözlerle. birden canım son derece sıkıldı.
hemen hastaneye gitmem gerekiyor diyerek izin istedi, (yönetici olmam sebebiyle)..
tabiki hemen git ve ihtiyacın olduğu zaman hemen ara diyerek tenbih ettim, gideli yarım saat olmadan telefon geldi bebek maalesef kaybedilmiş anne ise komada, normal doğum yapılamamış ve 20 dakika kadar kanamalı olarak bekletilmiş.ama nedense doktorların sezaryen tercih etmemesi sonucu olanlar olmuş,
bir anne ve yitik bir bebek, ne umutlarla beklenmiş güzellikler şimdi yok.(
anlşık yaşayacaksın diye boşa denmiyor, biraz önceki hiçbirşey aynı şekilde devam etmiyor her an değişikliğe uğrayabiliyor hayat, o halde büyük umutlar da beslenmemelimi?
insanları sınıflandırmayı sevmem ama bu durum özel hastanede olsa ne olurdu diye merak etmiyor değilim, ve sonrası neler olurdu diye.
Anneye kan aranıyor, allah'tan bulunan bir kan ve ailesi başında bekliyor.
umutların ve geleceğin bittiği bir gün daha ve maalesef insana değer verilmiyor..
üzücü olan bu...!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)